Yağ artık yağmur. Rahatla sen de; hem de ben ve benim gibi yolunu gözleyenler. Biliyorum sen de sıkıldın bu durumdan hani çok dolunca insan rahatlamak için ağlamak ister ya; işte o misal senin de ihtiyacın var boşalmaya. Bir bıraksan damlalarını sanki herşey farklı olacak değil mi? Bence öyle.
Su damlaları akarken temizlenecek içimiz; su birikintileri misali coşacak içimiz, barajlar gibi dolup taşacak. Yolunu dört gözle bekliyorum yağmur, haberin var mı? Bilsen ki sana bu kadar ihtiyacımız olduğunu, seni o denli özlediğimizi bekletir misin bizi böyle?
Bence sen de büyük bir heyecanla gelirsin yeryüzüne doğru. Eminim sen de toprağa karışmayı özlemişsindir; ağaçları sulamayı, çiçekleri beslemeyi; tıpkı benim de ıslak toprak kokusunu, sen yağarken ağaçların yeşilliğini seyretmeyi sevdiğim veya çiçeklerin gözüme bir başka güzel gelişi gibi.
Artık zamanı geldi harekete geçmenin. Senin gelişinle ben de kendimde güç bulacağım sanki; hayatımı değiştirmek, yenilemek için. Bunu yapabileceğime olan inancımı senin sayende körükleyeceğim. Seninle birlikte bendeki miskinlik, boşvermişlik, yalnızlık da akıp gidecek. Bunu hissedebiliyorum ruhumun derinliklerinde.
Son zamanlarda herkes bir yorum da bulunuyor seninle ilgili. Gelişini hesaplamaya çalışıyorlar, ortak olarak hepsi sıkıldı sensizlikten. Kendini uzun bir süre mahrum ettin bizlerden, doğadan, herşeyden. Bu sefer kısa olmasın ziyaretin ne olur?
Doya doya yaşayalım serinliğini, tadı damağımızda kalmasın lütfen. Geldiğine değsin, iyi ki gelmiş diye bol bol keyfini çıkaralım; beklerken edilen duaların hatrına. Gidişin de farklı olsun; seni öncekilerden ayıran. Gittiğinde bilelim ki geri geleceksin; şu gün şu saatte. Ona göre ayarlayalım kendimizi; böylece hazırlıksız yakalanmayız sana.
Senin varlığın ne büyük bir paradoks hayatımda hiç düşündün mü yağmur? Sana bakınca insanın içi kararıyor havanın o koyu, sıkıcı, kasvetli renginden; ama içimde bir o kadar huzurla doluyor, mutlu oluyorum çocuklar gibi. Hemen dışarı çıkıp yürümek, o sırada ıslanmak, sonrasında üşümek yani tüm zorluklarına rağmen değer.
Senin sesin de farklı bir his yayıyor kulaklardan kalbe doğru. Cama her vuruşunda damlalar, içimden şarkı söylemek geliyor ve her seferinde de aynı melodi: “Yağmurlu bir gündü tıpkı bugün gibi...”. Bunca şeyden sonra bence hiç bekletmeden gelmelisin.
Geldiğinde seni karşılıyor olacağım; büyük bir ihtimalle aynı odanın camında. Daha önce paylaştığımız duyguları koruyarak, sırları saklı tutarak, korkuları bir kenara bırakarak; seninle bir gün geçirmek istiyorum.
Şimdi geldin galiba; tenimde hissettim ıslaklığı, kokun geldi burnuma, açtım ellerimi, sana doğru kaldırdım başımı. Yağmur zamanını gösteriyor saat; şarıl şarıl, şakır şakır...