Tercih dönemi gelip çattığında ne dışarıdaki kavurucu sıcaklıklara ne ertelediğiniz tatillere ne de aile içindeki meslek tartışmalarınıza dikkat kesileceksiniz. Belki hiç olmadığınız kadar, panik içinde kendinizi düşünmeye başlayacaksınız. Bu dönem insanı biraz sıkar şimdiden uyaralım!
Karar sürecinizle ilgili olarak şu anda pek de anlamadığınızı düşündüğüm, benim de aslında hala anlamlandıramadığım ‘geleceğin önemi’ ile ilgili konuşmalar cereyan edecek. Ve sizler de psikolojik olarak hemen bir yerlerde olmanın aceleciliği ile konuşmalara aslında bıyık altından ‘hı hı’ diyeceksiniz. Yeterince yıpratıcı olan bir süreçten sonra diğer belirsiz olan bu süreci de bir şekilde aşabileceğinize kendinizi inandırmaya çalışacaksınız. Belki de hep beklediğiniz bir andı kim bilir.
Bu arada sizlere tercih dönemini cinnet dönemine çevirmemenizi öneriyor bunun için sizlerin de yardımlarının önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sizlerin yardımcı olabileceği-hem kendinize hem de danışmanlarınıza-konular neler olabilir diye bakıldığında şu şekilde sıralayabiliriz :
- Görüşmeye gelen öğrenci, elinde sınav sonucu ile gelip‘ beni bir yerlere yerleştirin hocam’ dememeli; en azından kendisi ve okumak istediği bölüm ile ilgili fikir sahibi olmalıdır,
- İstek sırasına göre 24 tercih hakkı olduğunu bilmeli ve istediği şekilde sıralamasını yapmalıdır, (ister sadece lisans ister sadece ön lisans ya da karışık olarak belirtebilir)
- Danışman öğretmenine sorularını hazırlamış olmalıdır ya da kendisine sorulabilecek sorulara hazırlıklı olmalıdır, (ikinci öğretim nedir,üniversite mi bölüm mü?, başka bir ilde okumak ister mi?, burs koşulları kılavuzdan okunmuş mu?...)
- Öğrenci ‘Yüzde kaç yerleşirim hocam’ diye sormamaya çalışmalıdır. Biliyoruz içinizin bir şekilde rahatlamasını istiyorsunuz; ancak, bu tür cevaplar sadece ‘zaman’ın içinde saklıdır.
- Tercih listenizi oluştururken ÖSYM’nin gelecek haftalarda yayınlayacağı kılavuzdan yararlanmalısınız. Ve tek tek üniversite ve bölüm olarak incelemelisiniz. Kitapçıkta belirtilen özel koşul ve açıklamaları mutlaka okumalısınız.
- Eğer imkanlarınız varsa çevrenizdeki üniversitelerin tanıtım günlerine giderek daha yakından bilgi almaya, alıcı gözle incelemeye çalışmalısınız.
- Türkiye’de lüks gibi düşünülse de size bir şeyler katabilecek, sizi hedeflerinize yakınlaştıracak üniversite tercihlerinize odaklanmaya çalışmalısınız. Amaç sadece açıkta kalmamak olmamalıdır.
- İlk önce seçebileceğiniz tüm bölümleri bir kağıda yazıp, daha sonra bu bölümleri teknik açıdan yani geçen senenin başarı sırası –puan-açısından da sıralayıp, son halini oluşturmaya çalışmalısınız. Kimi bölümleri puanları düşük olsa bile yüksek puanlı bölümlerin üst sırasına yazmak isteyebilirsiniz ki yazabilirsiniz de. Ancak bu durum 2-3 tercihi geçmemelidir.
- Listenize şöyle bir bakıp çeşitli kombinasyonlardan oluşan soruları kendinize sorabilirsiniz. Yani ben 2.tercihimi 3. tercihten gerçekten çok fazla mı istiyorum?, en son tercihime de yerleşirsem üzülür müyüm? Burada sıkça karşılaştığımız bir durum var o da: öğrencinin en son tercih gelmez ki diye düşünüp kazandığında büyük bir hayal kırıklığı yaşamasıdır. En son tercihiniz bile olsa unutmayın o sizin tercih ettiğinizdir. Buna dikkat etmeye çalışın.
Geçen sene temmuzun 3.haftasından başlayan tercih dönemi başvuruları ağustos ayının ilk haftasına kadar devam etmişti. Bu sene de (2008) benzer zamanlama olabilir. Planlarınızı buna göre ayarlamaya çalışmalısınız.
Herkese sağlıklı kararlar …