Hayat yorar bazen insanı. Vücut bazı yükleri kaldıramaz olur. İçi dolu bir asansörün, binen son kişiye verdiği “overload” alarmı gibi; hayatın verdiği sorumluluklar da taşma noktasına gelir ve bedenimiz alarm vermeye başlar.
Aslında bizi iyi niyetle uyarmaya çalışıyordur da; biz nedense dinlememezlikten geliriz, sonuçlarına da katlanırız haliyle. Daha çok iş, daha çok sorumluluk isteriz; burnumuzu herşeyin içine sokmaya da bayılırız. Kimseye de kulak asmayız, uyarıları dikkate almayız.
Bazen güvendiğimiz gençliğimizdir, bazen de konumumuz. Her ne sebeple olursa olsun, farkında olmadan yıpratır bu koşturmaca bizleri. Uyarı veren bedenimiz tatil ister, dinlenmek ister de; beynimiz hükmeder olaya. Kanının son damlasına kadar savaşmak zorunda olan asker gibi; bizler de öyle direniriz bu tatil isteğine. Erteleriz planlarımızı, hayallerimizi çoğu zaman.
Tatile çıksak da, rahat duramayız ki; insanoğlu böyledir işte. Bedenimiz güneşin altında, denizin maviliğinde huzur bulur bulmasına da; beynimiz hep makine misali çalışır. Şalteri indiren biri çıksa yine izin vermeyiz.
Beynimiz o kadar doludur ki; asıl onun ihtiyacı vardır rahatlamaya. Onu tatile çıkarmak mühimdir. Bir türlü geride bırakamayız, gidemeyiz, gitsek de bizimle gelecektir tüm keşmekeş.
Peki bir insan en iyi nasıl, nerde, ne zaman dinlenebilir? Bu sorunun cevabını düşünüyorum bende her tatil planı yapmaya başladığımda. Bu yaz hangi tatil yöresinde, kimlerle olmalıyım? Acaba yalnız mı kalmalıyım yoksa kalabalıklar içinde eğlenerek mi dinlenmeliyim? Artık tatil bile sadece özlem olarak kalmaya başladı; daha doğrusu bu kararsızlıklar engel oluyor planlara.
Bedenim ve beynim: İkisini de aynı anda dinlendirebilmek için tüm çabam; ama nafile. İkisinin zevkleri, düşünceleri birbirine uymuyor ne yazık ki. Biri kalk, topla çantanı, vur kendini yollara, eğlencenin kalbine doğru yolculuğa çık derken; diğeri al kitabını-dergini, git ufak bir sahil kasabasına, herkesten uzak dinle kafanı demekte.
Bende sizlerden yardım almak istedim açıkçası. Herkesin zevkleri birbirini tutmaz; ama yine de bir fikir verebilirsiniz bu yorgun faniye. Sorumun cevabını biliyorum aslında.
Gönlüm Venedik’te, Roma’da, Floransa’da... İtalya’nın sokaklarını karış karış gezerek, bol bol alışveriş yaparak ve de o enfes yemekler sonucunda kilo almayı göze alarak tadını çıkarmak istiyorum. Bundan ötesi var mıdır?
Peki ya siz? Nerde mutlu olacaksanız, oraya doğru sürükleyin kendinizi. Tatili iyi değerlendirin derim. Ruhunuzu da beslemeyi unutmayın. Kendinize çok ama çok iyi bakın...