Sevgili Arkadaşlar;
Bu hafta sizlere sınav kaygısından söz etmek istiyorum.
SINAV KAYGISI NEDİR?
Kaygıyı açıklayabilmemiz için korkudan farkını belirtmemiz gerekir. Çünkü genellikle korku ile kaygı birbirine karıştırılır. Korku ile kaygı arasında üç önemli fark bulunmaktadır.
a) Korkunun kaynağı bellidir, ancak kaygının kaynağı belli değildir. Örneğin; siz ‘’köpekten çok korkarım’’ dediğinizde korkunun nedeni köpektir. Oysa kaygıda böyle somut bir kaynak söz konusu değildir.
b) Korku kaygıdan daha şiddetlidir.
c) Korku kısa sürer, kaygı ise uzun sürelidir.
Şimdi yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak kaygının tanımını yapalım. Kaygı; kaynağı belirsiz, korkudan daha az şiddetli olan ve uzun süren bir huzursuzluk halidir.
NEDEN KAYGI DÜZEYİMİZ ARTAR?
Kaygının temelinde olaylara verdiğimiz ‘’anlamlar’’ yatmaktadır. Sınavlar sadece sizin ‘’bilgi düzeyinizi’’ ölçer. Eğer siz sınavları ‘’kendi kişiliğinizin sınanması’’ gibi düşünürseniz ister istemez kaygı yaşarsınız.
Sınavların sadece sizin bilgi düzeyinizi ölçtüğünü ve kesinlikle kişiliğinizi değerlendirdiğini düşünmemelisiniz. Üniversite sınavında başarısız olmak demek sizin yeteneksiz, işe yaramaz olduğunuz anlamına gelmemelidir.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslarsanız ‘’Arkadaşım 250 puan alıyor, bense 200 puanı zor geçiyorum’’ diye düşünürseniz, ister istemez kaygı düzeyiniz artar. Unutmamanız gereken bir nokta herkesin ilgisi, yeteneği ve başarı düzeyi farklıdır. Herkesin düşünceleri ve duyguları da ayrıdır. Eğer çevrenizdeki insanlarla kendinizi kıyaslamayıp sadece yaptığınız net sayısını artırmaya çabalarsanız, kaygı düzeyiniz de azalacaktır.
‘’Üniversiteyi kazanamazsam geleceğim mahvolur’’ diye düşünmek de sizleri kaygılandıracak ve performansınızı düşürecektir. Acaba gerçekten üniversite sınavındaki başarısızlık, mahvolmak mıdır? Öyleyse Türkiye’de binlerce mahvolmuş insan var! Sınav sonuçları sizleri üzebilir, ancak hiçbir zaman hayatınızı mahvetmez! Sınavı ölüm-kalım savaşı haline getirmezseniz başarınızın daha da arttığını göreceksiniz.
‘’Mutlaka kazanmalıyım!’’, ‘’Hata yapmamalıyım’’ vb. düşünceler de kaygı düzeyinizi artıracaktır. Bu tür düşünceleri bırakmaya çalışıp ‘’Elimden gelenin en iyisini yapacağım’’ mantığı ile hareket etmelisiniz.
Bizim tüm davranışlarımızı beynimiz yönetir. Beynimize nasıl mesaj gönderirsek davranışlarımız ona göre şekillenir. Olumsuz duygular düşünürsek yaşama da karamsar bakarız. O halde ne kadar olumlu düşünürsek yaşama sevincimiz de o oranda artacaktır.
Kimi genç arkadaşımız ‘’içimden ders çalışmak gelmiyor’’ diye yakınmakta ve büyük bir iç sıkıntısıyla günlerini geçirmekte. Oysa ders çalışamamanın verdiği iç huzursuzluk, insanı daha fazla sıkıntıya düşürür ve kaygı düzeyini artırır. Elinizden geldiği ölçüde çalışmalarınızı sistemli bir biçimde sürdürün. Kalan eksiklerinizi kapatmaya çalışın. Göreceksiniz, çalışmak sizleri rahatlatacak ve kaygı düzeyinizi azaltacaktır.
Hepinize az kaygılı, başarılı bir gelecek diliyorum.