En son ne zaman izin verdin birinin seni sevmesine? Bazı anlar vardır ki; içimizdeki duyguları serbest bırakmak gerekir, tıpkı kafesin kapağı açıldığında kuş nasıl özgürce uçuyorsa mutlu bir şekilde; sen de öylece yaşarsın, tadını çıkarırsın.
Yanında senin için en saf, en temiz, en yalın haliyle bir kalp atmaktadır, duyarsın; karşında sana en içten, en sıcak, en coşkulu bakışlarla bir çift göz bakmaktadır, görürsün. O kadar yoğun, o kadar derindir ki sana yansıyan; üşümen mümkün değildir gözlerindeki ışık seni ısıtır, üzülmen mümkün değildir bir tebessümü alır götürür seni buhranlı gecelerden feraha.
Bir insanın gözlerine bakınca kalbinin içini görebilmek, kalbinde de kendini hissedebilmek ne yüce bir bileşimdir. Herkese nasip olmaz böyle değere layık olmak; aslında ezilir insan bunun altında, ne yapacağını şaşırır. Nasıl ona bunca yıl hayalini kurduğun ama yaşayamadığın; sevmek isteyip sevilemediğin için gözyaşı döktüğün; günlerin, ayların, yılların karşılığını ödeyebilirsin ki?
Evet şimdi elde ettiklerinin toplamı onun verdiği sevgidir. Bunun anlamını karşılayabilecek değerde bir altın çıkarılmamıştır hiçbir madenden; para basılmamıştır hiçbir yerde. Döviz olarak karşılığı bile yoktur; çünkü ekonomik dengeleri altüst eden bir hazinedir. Onun da senden bir beklentisi yoktur zaten bu sevgi için.
Dedim ya sen kendini borçlu hissedersin ve bir gün gezerken dükkanın birinde gözüne bir kutu çarpar. Basit bir kutu değildir bu, hatta küçük bir sandık bile diyebiliriz. Hemen hayalgücün çalışmaya başlar ve hiç beklemeden alır çıkarsın ordan, eve gidersin. Yolda gelirken aldığın boyalar, kağıtlar, kalemler ne varsa koyarsın masanın üstüne. Başlarsın ona vermeyi düşündüğün hediyenin hazırlığına. Sonunda bittiğinde sabah olmuştur yeni yeni. Uykun hiç yoktur; bir an önce vermek istersin heyecanla.
Senelerdir yaşamadığın duyguları sana yaşattığı için, karşına çıktığı için, hayatına girdiği için artık teşekkür edebileceksindir ona. Koşa koşa evinin yolunu tutarsın telaşla bir taksiye atlayarak. Kapısında bir süre beklersin, düşünürsün ya beğenmezse diye. Bütün bunlardan kurtulduğunda çalarsın kapıyı uykulu gözlerle; açar, şaşırır seni görünce; ama sevinir de. Hiç vakit kaybetmeden eline tutuşturur kutuyu kaçarsın ordan; çünkü tek başına yaşamasını istersin, tepkisini nasıl olsa anlarsın bir süre sonra.
Kendini sahilde bir bankta otururken bulursun; gözün hep telefondadır. Kutuda neler mi vardır; el becerisi olmayan birinin yapabileceğinin en iyisi olan şekillerle boyanmıştır, içinde hoş bir kağıda özel bir kalemle yazılmış not vardır herşeyi anlatan:
“ Yıllardır bu kutu gibi kalbimde sakladığım duyguları şimdi sen açtın, eline aldın, nazikçe yerine koy, sakın buruşturma; hepsi sana ait tüm saflığıyla, kirletme kalbimi kağıt gibi beyaz kalsın, sana teslim oldum en özel halimle; kilidin şifresi sende:
SENİNLE MÜHÜRLÜYÜM ”...