Tuhaf durumlarımızın resmi sabahlarında, etken davranışların kalıcı izleri, temiz sicillerin telkini ve tesellisi bulunmayan tescillenecek hayatlarına müdahalesi, tutulamayan çift taraflı keskin bir bıçak gibidir.
Havadan havaya atılan denenmemiş tavsiyesiz düşünceler, havada kapılmaktadır, ayaklar yere basmadan. Herhangi bir sarsıntıda yere basmayan ayaklar, inişte kendi boşluklarında, tavsiyeciler ile değil, tavsiye edilen kendileriyle ortada kalacaklardır.
O sabah nedir tavsiye edilen ve yaşananlar?
-Tahminen ÖSS sabahı 12 saat geriye gidilip, hiç yatılmamış ve alışık olunmamış saatlerde çok erken yatılıp, alışık olunmadığı için gece yarılarına hatta sabaha kadar düzgün yatılmayan durumlar..
-O sabah uyanıldığında, bünyenin farz-ı misal çocukluğundan beri tadılmayan (bilinmez tadılmışta olabilir) sırf o sabah vitamin olsun!!! diye alınan ilginç gıdalar yüzünden mide izafiyetleri geçirilen anlar..
-O sabah sınav yolculuğunda (Orta öğretim kurumunu bitirmeyi başarmış biri her şeyin herkesten çok farkındadır.) yüreklendirici kişilerin!!! abartılı öğütleriyle var olan gerginliğin suskun beyinde daha bir arttırıldığı adrenalin çılgınlıkları...
-O sabah sınav bahçesinde, “anne-baba-kardeş-abla-abi-hala-amca-dayı-teyze-kuzen…, bu ne?,’…lerle gereksiz yere termos ve halı ile panayır görüntüleri… (Bu önemli bir sınav, diploma töreni değil.)
Son olarak;
-O sabah sınav salonunda biri tavsiye ettiği için (Ki sonra pişman olmamak adına uygulanan) şeker, çikolata gibi zihin açıcıların stresten fazla fazla tüketilmesi sonucu, litre litre içilen aşırı sular…
Neyse..
Terzi kendi söküğünü dikemez ya;
Birine sormuşlar, demişler ki:
-Sen neden yürüyemiyorsun?
Cevaben demiş ki:
-Kendi ellerimle, kendi ayaklarıma, kendimce öyle bir düğün attım ki, kendim bile çözemiyorum….