Sınavlara hazırlığın bu son günlerinde, bir yılın vermiş olduğu yoğun bir temponun verimliliğini ölçmek için çözülen denemelerin sayısı artmakta ve yaşanılan stresin katsayısı ritmik düzeyde hazırlık sürecindeki öğrencileri bir hayli kasmaktadır.
Aslında herkes gece-gündüz verdiği emeğin karşılığını almak için çabalıyor, bu da çok normal. Ama normal olmayan bir şeyler var: “Doğru tercih.” Farklı renkte düşünen o kadar çok öğrenci var ki; inanılmaz adımlar atıyorlar.
Düşünce yapıları açık ve net bir şekilde şudur;
-Bu sene bir yeri tercih edeyim kazanayım da, sınavdan sonra tanıdıklarıma ben de üniversite kazandım diyebileyim; (sanki o tanıdıkları bir sene boyunca onunla beraber hazırlanmış, emek vermiş) bırakın insanlar ne derse desin. Bu bir,ikincisi;
-Ailemin yüzüne nasıl bakacağım korkusu, o kadar masraf yaptım; ya kazanamazsam ne olacak? vs..vs.. Bu yaşadığımız sorunları daha çok uzatabiliriz.
İfade etmeye çalıştığım; bu iki düşünce sınava girecek olan tüm öğrencilerin ortak paydasıdır. Bu ortak payda bir tabu gibi zihinlere yerleşmiş; fakat bunu açığa vurmaktan korkuyorlar, korkularıyla yüzleşmek istemiyorlar. Bu çok ters bir durumdur. İşte asıl başarısızlık burada: “Korkularımızla yüzleşmek.” Korkuyoruz arkadaşlar, korkuyoruz..
Korkularımızın üzerine gitmedikçe; onlar bizi hiçbir zaman terk etmeyecekler. Kendi kendimize engeller yaratıp korkularımızın esiri olmayı kader diye kabullenmek, herhalde genlerimizde var. İçimizdeki korkuların gerçek sebebi; korkak olarak yetiştirildiğimiz ebeveyn ortamlarıdır. Bilinçlere yerleşmiş egzersiz takıntılarımızdan bir tanesi de; uğur yapmaya çalışıyor olmak.
Örneğin;
-Ben sınavlara hep bu yoldan gittim, başka bir yolu tercih edersem işlerim pek de rast gitmeyecek veya şu kalemle sınavlara giriyorum; eğer başka bir kalemle sınava girersem aynı başarıyı tekrarlayamayacağım. Bu çok yanlış. Modern ve çağdaş bilimlerle dizayn edilmiş, donanımlı, iyi bir öğrenim görmüş veya görmekte olan bir insan için bu anlayış çok ilkel bir tablo çiziyor. Bu durumu aşmamız gerek. Bizleri bu tarz düşüncelere sevk eden korku kavramını, bireyin kendi kendine oluşturduğu özgüveni tamamen yok eden bir heyecan olarak yorumluyorum. Eğer bağımsız düşünürsek; çok önemli bir eşikte boş ve saçma olan korku kavramı yüzünden kendi hayatımızı belirleyebilmekte zorlanıyoruz.
Arkadaşlar dikkatli olun. Bu korku duygusu sınava hazırlık sürecinde yanımızda değildi, sınavdan sonrada yanımızda olmayacak. Bir öğrenci niçin korkar? Bunun bir tek açıklaması vardır: “Sınava iyi bir şekilde hazırlanmamış olmasıdır.”
Hazır olan kişi korkmaz, hazır olan kişi konuşmasından, bakışından, duruşundan, hal ve hareketlerinden bellidir. Hazır olan kişi sınıftaki soru çözümünde ilk cevabı veremediğinde rahattır, eve giderken yol değiştirmez, akşam ebeveynlere hesap vermemek için erken yatmaz veya odaya kitlenip kitap arasında MP3 dinlemez…