Türkiye’deki pekçok kişi 11 Ocak Cuma akşamki Beyaz Show’da olanlardan haberdar sanırım. Petek Dinçöz ile Can Tanrıyar canlı yayında evlendiler. Beyaz için gerçekten güzel bir program oldu, televizyonculuk açısından da reytingler bunu teyit etti. Hatta program sırasında Petek Dinçöz de dünya televizyonlarında bir ilk yaşadıklarını ilan etti. Aslında konumuz Petek değil. Onun evlenme teklifini almadan önce Beyaz’a laf sokan halleriyle, evlendikten sonraki ağzı kulaklardaki hali arasındaki farkı bakanlar görmüştür diye düşünüyorum, bu kadarı da bize yeter.
Dikkatinizi çekmek istediğim konu farklı, hatta biraz da hassas olduğunu söyleyebilirim. Bazılarınız belki de “ne var canım bunda?” diyebilir, “bizim gelenek ve göreneklerimiz” diyebilir, “oradaki kişilerin görüşlerini beyan etme hakkı var” diyebilir. Bunların hepsine de katılıyorum, ancak bir sorum var: Sn Zahit Akman programa RTÜK Başkanı olarak mı, yoksa sadece aile dostu olarak mı katıldı?
Programdan hatırladığım bir iki sahneyi anlatayım. Can, Petek’e evlenme teklif etmiş, Petek şaşkın, gelinlik giymek isterim ben diyor, burada mı evleneceğiz diyor. Mehmet Ali Birand Can Tanrıyar’ın şahitliğini yapmayı kabul etmiş, Beyaz da senin şahidin şimdi gelecek diyor ve içeri Sn Zahit Akman giriyor. Şaşırıyorum, RTÜK Başkanı’nın ne işi var burada? Anlaşılıyor ki, birkaç ay önce Can ve Petek programlarını tanıtmak için Ankara’ya gidip RTÜK’ü ziyaret etmişler, RTÜK Başkanı da onlara demiş ki “Olmuyor çocuklar böyle, siz rol modelsiniz, magazin programlarına malzeme oluyorsunuz, evlenmeden beraber yaşamak olmaz. Bu kızımı da üzme evlen onunla Can” demiş. Aşağı yukarı bu kelimeler Can ve Petek tarafından aktarıldı önce, henüz Sn Zahit Akman konuşmaya başlamadan. Bekledim ki, Sn Zahit Akman ben buraya aile dostları olarak geldim, onları evlenmesini isterim nev’inden bir şeyler söylesin. Aksine, otoritesini de arkaya alarak ve de altını defalarca çizerek televizyon programı yapan kişilerin kişilerin özel hayatlarına özen göstermeleri gerektiğini söyledi. Kulaklarıma inanamadığım “Can’a program yapmaya devam etmek istiyorsan bu kızımızla evlenmelisin dedim” şekilde şakayla karışık bir cümle bile kurdu.
Sn Zahit Akman bu programa RTÜK Başkanı olma sıfatıyla katıldıysa, olayın magazin boyutundan sıyrılıp, sarf edilen kelimelerin alt okumalarını yapmakta fayda var diye düşünüyorum. Kişilerin özel hayatlarının yaptıkları işle ne kadar ilişkili olduğu çok genel bir etik sorudur. Bu sorunun yanıtı ve düzenlemeleri o kişilerin çalıştığı kuruluşları bağlar. Bu tanımlamayı Can Tanrıyar ve Petek Dinçöz konusuna özel olarak yapmıyorum. Onların durumu çalıştıkları kuruluşu da ilgilendirmez kanımca ama sonuç itibari ile kişiler çalıştıkları kuruluşların düzenlemesine uymayı kabul ederler, eğer böyle bir düzenleme var ise. Burada düşünülmesi gereken, Devletin düzenleyici kurumundan bir tepe yöneticinin toplumun ahlak anlayışına tehdit oluşturuyor şeklinde okunabilecek cümlelerinin, kişisel özgürlüklerin nerede başlayıp nerede bittiğiyle ilgili bir tartışmayı açma ihtimalidir. RTÜK düzenleyici bir devlet kurumudur, yayın yapan kuruluşların tabi olduğu yasa ve yönetmeliklere aykırı davranan kuruluşlara yine önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde uyarılar yapar kapatma cezaları verebilir. RTÜK’ün çalışma çerçevesi bu ise, Beyaz Show’daki olayı nasıl yorumlamalıyız? Özel hayata müdahale mi? İdeal ahlak anlayışı ve ideal yaşam tarzı kurma çabası mı?
Yukarıdaki yarı magazinsel, biraz ideolojik, belki de kişisel olduğu iddia edilecek televizyon olayının gazetelerde ve düşünce yazılarında da tartışılmaya başlandığını fark etmişsinizdir. Tartışmaların özel hayat nerde başlar nerde biter tarafındaysanız, size önerim bulabilirseniz bilimkurgunun klasik romanlarından BİZ*’i (Yevgeni Zamyatin) okumanız. Kitap kısaca, ütopik toplum ve yönetim biçiminin ne tür sakıncaları olduğunu ve nasıl çöktüğünü anlatan bir bilimkurgu romanı. Yazıldığı tarih (1920) itibari ile bilimkurgu, ancak insanlar yazıldığı günden bu yana kitapta anlatılanlara benzer durumlarla karşılaştı ve halen de karşılaşıyor.
*Ayrıntı Yayınları (baskısı tükenmiş)