“Ne istiyorsun gelecekten…?
Hayallerin nerelere akıyor…?
Gerçekten olmak istediğin yerde misin…?
Ya da en acısı gerçekten olmak istediğin yeri biliyor musun..?
Ben bu soruyu sormadan yol aldım, rüzgara kapıldım, rüzgar beni buraya getirdi diyorsan ve orada mutluysan inan çok şanslısın ama mutlu değilsen eğer o zaman kalkıp yol alma zamanıdır…”
Ben ilk bu soru ile ciddi anlamda ÖSS tercihleri döneminde tanıştım. Rehber öğretmenim, “Ne İstiyorsun?” diye sordu. Ben o zamana kadar sadece ders çalışmıştım. Tek hedefim yüksek puan almaktı. Ama karar vermek zorundaydım... Karar vermenin ne kadar sancılı ve bir o kadar da zor olduğunu gördüm. 24 tercih; 24 üniversite 24 yükseköğretim programı ile geleceğimin önemli bir bölümüne geçiş yaptım.
Birçoğunuz bu süreci yaşayacaksınız ya da yaşadınız. “Ne İstiyorsun?” sorusunun özellikle sınav hazırlık süreci içinde çok anlamlı gelmediğini, “Ben iyi puan alayım seçim kolay” dediğinizi duyar gibiyim. Bu sorunun içinde ne kadar derin bir anlam taşıdığını yaşantınız, deneyimleriniz, hayalleriniz sayesinde zaman ilerledikçe çözebiliyorsunuz.
Zaman yüzleşmek zamanıdır!
Ne istediğini bilmen için, iç dünyana daha fazla yönelmen lazım. Orada nasıl bir insan olduğunu ve ne istediğini keşfedecek, hayallerin ile karşılaşacaksın.
Hiçbiri ile yüzleşmekten korkma.
Her biri sana ait parçalar çünkü...
Keşfet; o keşfettiğin her özelliğin senin yaşam haritanı çizmende yardımcı olacak.
Yaşam Haritan ise, sana kaliteli bir yaşamın kapısını açacak...
“Ne olacaksa olsun, çok önemli değil”!
Genç yaşta çok da kolay olmuyor “Ne İstiyorum” sorusuna yanıt vermek ve
doğru cevabı bulmak. Biliyorum ki birçoğunuz bu sorunun cevabını arıyorsunuz…
Bu soru ile uğraşmaktan vazgeçmeyin. Sordukça cevaba ulaşabiliyorsunuz.
Sakın “Ne olacaksa olsun, çok önemli değil” demeyin.
Yaşamınızın kontrolü sizin elinizde olsun…
Unutmayın; Hayattaki en büyük eseriniz “SİZ” olacaksınız...