Yazılarımda yaşamımdan örnekler vermeye çalışıyorum. Bu örneklerde en azından bazılarınızın kendisinden bazı izler taşıdığını da tahmin ediyorum. En azından gelen maillerden bunu anlıyorum.
Yine böyle bir giriş yaparak meslek seçimi konusunu açmak istiyorum. Küçük bir kasabada ilk-orta ve lise eğitimi aldığımı ve daha sonra tercihlerimi oluştururken bir yeri kazanmak adına 2 yıllık bir okula yerleştiğimi sizlere anlatmıştım. Evet küçük bir kasabada yaşamanın bütün olumlu ve olumsuz yönlerini yaşadım diyebilirim. İçinizden ne gibi olumlu yanı olabilir diyebilirsiniz ama şu anda bile o yıllardaki dostlukları arıyorum.
2 yıllık okulu kazandığımda açıkçası çok da umursamadım. Ekim ayı olup okumaya gittiğimde ancak 3 gün dayanabildim. Evet okuduğum bölüm Muhasebe idi. Ve ben hayatımda muhasebe ile ilgili tek bir şey bilmiyordum. Oysa sınıfımda benden başka düz lise çıkışlı yoktu. Yani bütün öğrenciler meslek liseli idi ve hocaların anlattıklarını anında algılıyorlardı. Kendimi sanıyorum biraz da yetersiz gördüm. Çünkü hoca o kadar hızlı anlatıyordu ki bana başka bir dille konuşuyormuş gibi geliyordu.
Sonunda yüksekokulun müdürü ile konuştum ve okulu bırakacağımı söyledim. Kendisi bana yaşamda çok önemli kararlar verilirken en az 48 saat düşünülmesi gerektiği öğüdünü vererek, dilekçemi ancak iki gün sonra kabul edeceğini söyledi. Bu düşüncemi aileme açıklamak daha da zor oldu. Özellikle rahmetli annemin tepkisi beni daha çok korkutuyordu.
Okulu bırakıp ailemin yanına döndüm, dershaneye herkes Ağustos ayında başlamışken ben Ekim ortasında başladım, ailemin maddi durumu iyi olmadığı için haftanın 5 günü 3 otobüs değiştirerek işe gidip hafta sonları dershaneye gittim. Sonra bir önceki yıl üniversiteye yerleştiğim için OBP’m düştü. Ve 14. tercihim olarak tesadüfen Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümüne yerleştim.
Bu kadar hikayeden sonra sadede gelelim.
Sevgili Arkadaşlar;
Meslek seçimi gerçekten de yaşamınızın önemli kararlarından birisi olacak. Benim sizlere önerim hangi bölümü tercih ederseniz edin mutlaka o bölümde okuyan ve o bölümü bitirmiş insanlarla sohbet etmeniz .
Örneğin Tıp okumak isteyenler mutlaka ama mutlaka hastane ortamını görmeliler. Psikolojik Danışmanlık okumak isteyen mutlaka bu alanı bitirmiş ve çalışan kişileri bulup merak ettikleri soruları yöneltmeliler. Sadece bu da yetmeyebilir, internetten bölümlerin ders içeriklerine bakmanızı da sizlere öneririm.
Yanlış tercih kurbanlarından birisi olarak her yıl en az 10 öğrencimizin üniversiteyi bırakıp tekrar hazırlandığını gözlemliyorum. Bunlardan en çarpıcı olanı 4 yıl Tıp okuyup daha sonra bırakan bir öğrencimizin olması olmuştu. Evet yanlış okumadınız Tıp’ı bırakan ve 4 yıl okuyup ta bırakan öğrencimiz oldu.
Şu anda zamanınız da var. Bence böyle bir araştırmaya şimdiden internet üzerinden başlayabilirsiniz.
Sevgili Arkadaşlar kendinize bazı sorular sorun.
Siz kimsiniz?
10 yıl sonra kendinizi nerede hayal ediyorsunuz?
Parayı sever misiniz?
Düzenli bir yaşamı mı yoksa düzensiz bir yaşamı mı daha çok seviyorsunuz?
İnsanlarla çalışmaktan hoşlanır mısınız?
Masa başı bir işi mi yoksa mesaisi belli olmayan esnek çalışma saatlerini mi seversiniz?
Sıkılgan mısınız, yoksa insanlarla kısa sürede ilişkiye girer misiniz?
Bu soruları artırmak mümkün. Bu ve bunlara benzer sorulara vereceğiniz yanıt sizin kendinizi tanımanıza yardımcı olacak ve tercihlerinize de yön verecektir.
Her bireyin güçlü ve zayıf olduğu yönleri vardır. Önemli olan bu yönlerinizi bilmektir. En kötüsü de bu özellikleriniz hakkında düşünmemiş olmaktır. Örneğin ben kendimle ilgili çoğu şeyi iş ortamında keşfettim. Ve hala da keşfetmeye devam ediyorum. Yine ben her ne kadar sizlere iyimser yazılar yazsam da oldukça karamsar hatta depresif birisiyimdir. (en azından eşim öyle görüyor.) Yaşama çok iyimser bakamam. Ama bana gelen maillerin hepsi iyi motive ettiğim yönünde oluyor.
Demek istediğim şu. Eğer kendinizi tanırsanız daha iyi karar vereceksinizdir.
Kendinizi keşfetmek için bol soru sormanızı diliyorum.