Okul yıllarında; her açılışta, son günleri, törenlerde söyledik hep bir ağızdan İstiklal Marşını. Mehmet Akif Ersoy bu günleri de görerek yazmış sanki o dizeleri:
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!”...
Bu vatan böyle kurtarılmadı mı zaten, bizler özgürce yaşayabiliyorsak; onların sayesinde değil mi? Topraklarımız şehit kanları ile dolu, belki marşın yazıldığı zamandan beri topraklar yağmurla, erozyonla aşınmış olabilir; ama değişmeyen tek gerçek, hala topraklar da kan kokusunun olduğudur.
2008 yılında da yine askerlerimiz; ardında aileleri, sevenleri, çocukları gözü yolda, televizyonda çıkan haberlerde yüreği çarparak, eve gelecek bir mektuba hasretken; onlar kahramanca, bizler için, bu ülke için savaşmakta, can vermektedir.
Her genç Türk erkeğinin vakti gelince gideceği yerdir; vatani görevini yapmak üzere, bu kutsal duyguyu yaşamak arzusuyla, gözü kapalı koşar ülkenin dört bir yanına. Nerden bilebilir ki bir gün hain bir pusuda saldırıya uğrayacağını, beyni yıkanmış caniler tarafından yaşama hakkının elinden alınıp şehitlik mertebesine erişeceğini?
Son terörist saldırısının ardından çok şey yazılıp çizildi, halen daha söylenmeye devam ediyor. Televizyonlar yayın akışını değiştirdi, yetkili ağızlar demeçler verdi, karakolların durumu tartışıldı, sonuçta tek bir gerçek var ki; o da geride kalan gözü yaşlı şehit aileleri. Haberlerde izledik şehit cenazelerini, haklarında bilgilere sahip olduk, bizler de gözyaşı döktük evlerimizde onlarla.
Suçlu aranmaya çalışılıyor, herkes çıkıp savunmada bulunuyor, komutanın golf oynaması sorgulanıyor, karakollar sorumlu tutuluyor derken; ilk defa birileri birşeyleri kabullenip, çuvaldızı kendine batırma girişiminde bulunuyor. Hükümet sağduyulu açıklamalarla ortalığı yatıştırmak isterken, şehit ailelerine taziye dilekleri sunuluyor, Cumhurbaşkanımız olayın hesabının sorulacağını söyleyerek kanlarının yerde kalmayacağı düşüncesiyle içimiz rahatlıyor.
Onca gencecik beden, masum asker, vatan için canını veren yiğit kahramanlar; ardınızdan yapılacak en güzel şey dua etmek ruhlarınıza. Dualarımız ile gittiğiniz yerde rahat uyuyacak, huzur bulacaksınız.
Belki söylenen şehit sayılarımızın yıllar geçtikçe azalmakta olduğu ise de; acımasız katillerin kökleri kurutulmadığı sürece rahat bir nefes alamayacağız ve ne yazık ki daha çok böyle acı haberle sarsılacağız. Önemli olan kökten çözümler bulabilmek, herşeyi ben bilirim kimse karışmasın zihniyetinden uzaklaşıp birlik ve beraberlik içinde sorunlara kalıcı sonuçlar yaratabilmek.
Dökülen kanlar, akan gözyaşları ve edilen dualar bizlere ders olsun umarım. Burdan bütün şehit yakınlarına başsağlığı dilerim; böyle evlatlara, eşlere sahip oldukları için gurur duysunlar ve başları hep dik dursun ki; bu alçaklığa bir daha kimse cürret edemesin gücümüz karşısında. Bu vatan uğruna verdiğimiz şehitlerimiz; ruhunuz şad olsun, huzur içinde yatın ve hep bilin ki gönlümüz sizinle.
Ne demişti şairimiz:
“Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”...
Hadi şimdi de siz bir dua edin, bu vatanın şehit evlatları ruhuna!!!