Bir pazar günü yine gazeteleri karıştırıyorum, algıda seçicilikten olsa gerek gözüme ÖSS haberi çarpıyor. Haberde kimi adayların sınava üçüncü, kimi adayların dört, kimilerinin ise beşinci girişi olduğu yazıyor. Benim gibi bu haberi okuyanların kafasından kim bilir neler geçiyor. Mesela sınava ilk kez girecek bir aday ‘Bak kaç kez sınava giriyorlar, hakkımızı yiyorlar, der mi? Ya da bir anne-baba ‘yazık ailesine o kadar da dershaneye göndermiş’ mi der? Herkes doğal olarak aynı duruma farklı tepkiler gösterir.
Haberle ilgili olarak benim ise aklımdan ilk anda ‘inatçı’ oldukları geçti, yüzümde tebessümle. Vazgeçmiyorlar vazgeçmeyecekler de, inanıyorlar er ya da geç istedikleri bölümü okuyup istedikleri işte başarılı olabilecekleri gerçeğine. Aynı zamanda biliyorlar kendilerinin ve içinde yaşadıkları ülkenin gerçeğini de …
İnsanın bir şeyi başarabileceğine inanç, zamana, kişiye, zor sorulan sorulara, kalan-geçen süreye, havanın sıcaklığına ya da soğukluğuna, sınava kimlerin gireceğine göre değişmez. İşin aslı olan inanç, duruma göre değişmeyen hedeftir, sizi harekete geçiren itici güçtür.
Sayın adaylar düşüneceğiniz, aklınıza getireceğiniz en son cümleler;
Kalan sürede çalışmalarımı toparlayabilir miyim?
Eksikliklerimi giderebilir miyim?
Şimdi ders çalışsam ne olur sanki?
Çalışıyorum, çalışıyorum puanım yükseleceğine düşüyor sanki?
Acaba sınav anında tüm bildiklerimi unutursam? şeklindeki sorular olmalıdır. Daha önce de vurguladığımız gibi bu tür düşünceler sizlerin yapabildiklerinize değil yapamadıklarınıza odaklanmanıza neden olur. Bu tür sınavlarda insanın kontrol edemeyeceği yaşantılar olabilir. Ancak şimdiden sizin kontrolünüzde olan durumları dikkate almanız yerinde bir müdahale olur.
Şimdiye kadar olan deneme sınavlarında istediğiniz puanı alamadıysanız gerçek sınavda da bu böyle olacak anlamına gelmez. Biliyoruz birçok öğrencinin denemelerde barajı aşamadığı halde gerçek sınavda rahatlıkla barajı aştığını, dershaneye gitmeyen birçok öğrencinin de rahatlıkla sınavı kazandığını, çok zeki(!)olmanın sınav için yeterli bir ölçüt olmadığını da biliyoruz Ancak kalan sürede enerjinin son ana kadar dikkatli kullanımının, her gün düzenli ders çalışmanın ve hedefe kilitlenmenin başarı için sağlam anahtarlar olduğunu da biliyoruz.
Değerli arkadaşlar sınava bir yandan teknik olarak hazırlanırken diğer yandan sınavın psikolojik boyutunu da dikkate almanızı öneririm. Çünkü sınavda sadece soruları cevaplamıyorsunuz; o anda siz de tüm hazırlıklarınız ile birlikte sınanıyorsunuz. Sınavda bir öğrencinin çıkaracağı sese tepkinizi, fiziki ortamla ilgili beklentilerinizi, arka arkaya boş bırakabileceğiniz sorulara karşı tavrınızı, oldu da yanlış işaretlemeleriniz karşısındaki tutumlarınızı da denemelerde gözden geçiriyorsunuzdur, umarım. Tüm denemelerinizi ‘gerçek bir sınav gibi uygulayın’ deyişlerin altında teknik ve psikolojik olarak hazır oluşun önemi de vurgulanmaktadır.
Sınavda, aynı anda birçok konuya konsantre olmak gerçekten kolay değil. Bu yüzden kalan sürede çeşitli sıkıntıların yaşanması da olasıdır. Dolayısıyla bugünlerde kendinizi boşlukta hissedebilir, çalıştığınız halde karamsarlığa kapılabilir, yalnız kalma istekleriniz artabilir, arkadaşlarınızla geçimsiz bir iletişimiz başlayabilir, nedensiz tepkilerinize siz de şaşırıyor olabilir, ailenizle konuşmalarınızda daha alıngan ve ağlamaklı olabilirsiniz. Tüm bu ve benzer duyguları sınava girecek diğer adayların da yaşadığını bilmek bilmem sizi rahatlatır mı?
Yazının başında da belirttiğim gibi tüm bu sınav sürecinizin zorluğu karşısında sizin yapabileceğinize olan inancınız sizi her şeye rağmen başarıya ulaştıracaktır. Dikkatinizi kendinize verirseniz ne yapmanız gerektiğini daha net görebilirsiniz.
Herkese iyi çalışmalar dilerim….