Doğru Tercih Logo Facebook 'a Ekle
Net Kıyaslayıcı Lisans
Doğru Tercih'de Ara Üniversiteler'de Ara Web'de Ara

! ! ! D İ K K A T ! ! !
Sitemizde yer alan programlar 2008-2009 öğretim yılına aittir, veriler güncellik taşımamaktadır. Sadece fikir edinmek amacıyla kullanmanızı tavsiye ederiz.

Gizemli Gece

Dilara ALEMDAR

Sayfayı Yazdır | Bildir.net 'e Ekle | Facebook'a Ekle

Yazarın Önceki Yazıları

» 2008`den 2009`a Doğru Yaşananlar
» Issızlaşmayan Aşk
» Bir Günlük Masal
» Kan Kokusu,Gözyaşı,Dualar...
» Yağmur Saati
» Gizemli Gece
» Fısıldanan Sözler
» Mutlu Son
» Tatil Rüyası
» Kitap Kurdunun Serüveni
» Hoşgeldin Dünyaya
» Hayattaki Seçimlerimiz
» Özel Bir Hediye
» Kararım(ız)
» Boş Sokak
» Bir Günlük Mutluluk
» Geceleri Yaşamak
» Özgür Bırakın Martıları
» Anlayın Bizi
» Büyümenin Anlamı

Doğru Tercih Yazarlarının Önceki Yazıları

» Karla Karmaşık Bir Hava
» Bir Başarı Öyküsü
» Üniversiteli Olma Yolunda Ek Kontenjanlar
» Tercihler İçin Son Hatırlatmalar
» Tercih Dönemi Halleri - 2
» Tercih Hataları
» Hayallerim ve Tercihlerim
» Herkesin Üniversiteli Olma Şansı Var
» Kendi Yaşamım Ve Meslek Seçimi
» Tercih Dönemi Konuşmaları - 1
» İş Dünyası Hangi Mezunları İşe Alıyor?
» 145 ile 165 Şans Mı?
» Kısa Bir Mola
» Netler Azaldı Taban Puanlar Düşecek
» Organize İşler
» Bir Sınav Daha Bitti
» 2008 ÖSS Sorularının Yorumu
» Sınav Anında Nelere Dikkat Etmeliyiz
» Çocuklar İnanın
» Beklenen Zaman Geldi

Doğru Tercih Café Yazarlarının Önceki Yazıları

» Bir Kere Sevilirsin
» 2009’da -ve Daima- Umutla...
» Deneme Çözmek
» Üçgende Benzerlik
» Asla
» Kazanamadık
» Sınavı Kazanamayanlar
» Sadece Çiçek
» Tercih
» Kar Taneleri
» Benim Yolum
» Umut
» ÖSS Sabahı
» ÖSS-2
» ÖSS
» Düşünün
» GIDA MÜHENDİSİ AŞÇI DEĞİLDİR !!!
» Dubai`nin Sırrı Ne?
» Aylaklığa Övgü
» Hindistan`ın Neyini Seviyorum?

Yazar Hakkında

Saat ikiye çeyrek vardı; akreple yelkovanın gösterdiğine göre. O gece öyle bir hava vardı ki; uyumama izin vermiyordu. Bir yandan şimşekler çakıyor, yağmur delirmişcesine yağıyor, göz gözü görmüyordu. Elektrikler kesilmiş, ortalık iyice ıssızlaşmıştı. Dışarıyı görmek için cama yöneldiğimde adeta içim ürperdi; çünkü korku filmlerindeki yaratıkların, cinayet romanlarındaki katillerin emellerini gerçekleştirmeleri için çok elverişli bir hava vardı. Aslında çok sıradan bir geceydi. Yine birkaç eş dostla yenen yemeğin ardından film keyfi yapmıştık, herkes evlerine dağılmış, ben yine evimde kendimle başbaşa kalmıştım - bir de köpeğim Johnny. Sabah erkenden müşterilerle toplantım vardı ve uyumak istiyordum; yoksa uykusuz hiç çekilmez olacağı kesindi. Sıradan olmasına öyleydi; ama bu gecenin benim hayatımı değiştireceğini kim bilebilirdi ki. Cama yönelmiş yağmurun ıslattığı hatta çukurlar açtığı toprağa bakıyor, kendimce hayaller kuruyordum ki; karanlıkta bir ışık farkettim. Işığın ardında da birisi vardı belli belirsiz. Anlam veremediğim birşeylerle uğraştığı kesindi. Bazen silüet kayboluyor sonra tekrar ortaya çıkıyordu. Meraklı olmaktan hep nefret etmiştim; ama bir tarafım gidip bakmak için can atıyordu. Bir süre bekledikten sonra kendimi dışarda buldum. Üstümde yağmurluğum, ayağımda çizmeler, elimde fener; atmıştım kendimi sokağa. Bazen niye bu kadar korkusuz olduğumu anlayamıyorum. Nasıl bir cesaretti beni yalnız başına bir ışığın peşinden sürükleyen. Az da olsa korkuyla usul usul yaklaştım hedefe doğru. Yaklaştıkça kalp atışlarımın hızlanmaya başladığını hissettim. Tam anlamıyla yanına vardığımda ise çok farklı bir şeyle karşılaşmıştım. Uzaktan ışık gibi gözükenin aslında ayna olduğunu yerdeki cam kırıklarından farkettim. Peki ya bu aynanın burda ne işi vardı ve ayna kimin elindeydi ve de nasıl kırılmıştı? Çok fazla yanıtsız soru vardı kafamda, bir yandan da elimdeki fener yardımıyla etrafı incelemeye çalışıyordum. Artık gelmiştim bir kere ve dönüşü olamazdı. Kendimce çözmeye çalışıyordum olup bitenleri. Ortada bir ipucu da yoktu; kırık bir ayna dışında. O kadar sessizdi ki; ben de bunu bölmemeliydim. Acaba etrafta kimse var mı diye çok bakındım; ama nafile. Belki de bir bayandı ve aynasını çantasından çıkarırken düşürmüştü yere, ama içimden bir ses bu kadar masum bir durum olmadığını söylüyordu. Bekleyişler, arayışlar derken nerdeyse gün ağaracaktı. Beni düşündüren; gecenin o saatinde böyle bir havada kim, neden elinde ayna ile gezintiye çıkmış gibi yürüsündü. Artık ne sabahki toplantı ne de patronumun sıkıcı konuşmaları aklımdaydı. Tek merak ettiğim burda olup bitenlerdi. Nerden başlamalı araştırmaya diye düşünürken; yerdeki cam kırıklarının bazılarında kan izi olduğunu farkettim. Şiddetli yağan yağmur son bir saattir etkisini kaybetmesinin de etkisiyle dikkatimi çekmişti. Peki ama izlerin nereye kadar gittiğini bilemiyordum. Bu izlerin sahibi çok uzaklaşmış olamazdı; hava şartları ve kanaması olduğu düşünülürse. Ben de adımlarımı hızlandırdım, dikkatimi toplamaya çalıştım; önce polisi aramayı düşündüm sonra vazgeçtim; çünkü ne diyebilirdim ki uykusuzluktan hayal gördüğümü, uydurduğumu, delirdiğimi bile düşünürlerdi. En iyisi kendim çözmeliydim. Hislerime göre bir yöne doğru ilerliyordum ki; az ileride yerde yatan birini farkettim. Yanına yaklaşmaya çekinerek biraz izledim; emin olduktan sonra gittim. Kolları kesik içinde yerde yatan bir adamdı ve kanlar oluk gibi akıyordu. Telaştan ne yapacağımı bilemeden hemen sakinleşerek adamı kaldırmayı başardım; zar zor yola çıkabildik. Durduracak bir araç beklemeye başladık; ama adamın çok fazla dayanacak gücü kalmadığı belliydi. Neyse ki uzaktan bir kamyonun ışığı belirdi. Kendimi kamyonun önüne öyle bir atmışım ki; ben bile inanamıyorum yaptığım çılgınlığa. Acı bir fren sesiyle durdu; içindeki şoför yaralıyı görene kadar benden öç almak istediği suratından okunurcasına bizi araca almayı kabul etti. Hiç konuşmadan doğruca en yakın hastaneye götürdü bizi. Yol boyunca hiçbir soru sormaması; belki de başına birşey gelmesini engellemek içindi. Ne kadar az bilirsem, o kadar az bulaşırım diye düşünmüş olabilir. Hastaneye vardığımızda da; indirmeme yardım etti ve hızla uzaklaştı. Bense güçlükle kaldırmaya çalıştığım yaralı ile başbaşa kalmanın şokuyla hastaneden içeri girdim. Kolumda duran yaralıdan akan kanları da gören hastane çalışanları ellerinde sedye ile koşarak adamı alıp götürdüler. Benim halim içler acısıydı. Sırılsıklam bir yağmurluk, çamur içinde çizmeler ve kan damlamış eşorfmanlarımla korkunç bir görüntü veriyordum. İlk bulduğum banka oturdum ve sessizce beklemeye başladım. Olayı haber alan polis memurları ifademi almak üzere geldiler ve herşey yaralının kendine gelip ifade vermesine kalmıştı. Ertesi sabah ifadesi alınan yaralı; olayın bir intihar olmadığını, aynayı karanlıkta yere düşen yüzüğünü ararken kullandığını, sonrasında ise elinde kırılarak kesikler oluşturduğunu belirtmiş. Yüzüğün ise ölen eşinden hatıra kaldığı için çok değerli olduğunu da sözlerine eklemiş. Görevliler odadan çıkarken ben de hastaneye yeni varmıştım – sadece banyo yapıp, toplantı için hazırlanmak üzere eve uğramıştım – çekinerek de olsa içeri girdim. Beni görünce gözleri parladı, teşekkür etmek için birçok sözün ardından yüzüğü hediye etmek istedi. Benim gibi iyi niyetli, yardımsever, fedakar bir insanın hakettiği mutluluğu yakalaması ve uğur getirmesi için verdiğini de belirtti. Karşılık beklemeden yapmıştım; ama yine de şevkini kırmak da istemedim ve kabul ettim. Toplantıya yetişmek üzere oradan ayrıldım. Yolda hep olup bitenleri düşünüyordum. Filmi gibi bir geceydi ve parmağımda bu gecenin anısına bir yüzük taşıyordum. Toplantı düşündüğümden de iyi geçti. Hem şirket açısından hem de kariyerim adına büyük bir başarı denilebilirdi. O gün eve gittiğimde ılık bir banyonun ardından camın kenarındaki köşeme çekildim, ışıkları kapattım, mumları yaktım, elimde kahvem, fonda da güzel bir şarkı çalıyordu: “Frank Sinatra - Strangers in the Night” ve gözlerim ışığı arıyordu sanki dışarıda. Aslında bir ışık vardı; bu sefer hayatıma doğan bambaşka bir belirti. İşte dün geceki heyecanın ardından huzurlu bir gece geçiriyordum; gözüm ışığın olduğu yerde, aklımda yaralı adam ve parmağımda onun verdiği yüzük. Bütün bunları düşünürken uykuya dalmışım. Rüyamda yine o adam belirdi ve bana şöyle diyordu: “Gelecek ışığın ardında gizlidir; sende o gücün olduğuna inan ve ona doğru gel. Herşey senin elinde ve fırsatları sakın kaçırma; tıpkı benim gibi”...    



Dilara ALEMDAR
www.dogrutercih.com
Koordinatör Yardımcısı
d.alemdar@iku.edu.tr

Bu Sayfayı Yazdır

Eklenme Tarihi : 2008-09-15 17:09:40
Değişiklik Tarihi : 2008-09-15 17:09:40
Okunma Sayısı : 718

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    
İkü Bu sitedeki çalışmaların tümü İstanbul Kültür Üniversitesi'nin bilimsel desteği ile gerçekleştirilmektedir... Tasarım ve Programlama Ejder Bilişim