FaceBook, aynen YouTube`da olduğu gibi hayatımıza çok hızlı bir şekilde girdi. Sokakta yürürken, otobüslerde, metrolarda insanların birbirleriyle Facebook hakkında konuştuklarına kulak misafiri olabiliyoruz. Geçenlerde bir alışveriş merkezinde (Cevahir), önümde yürüyen iki kız yüksek sesle Facebook`da profilini herkese açtığı için sevgilisi ile olan kavgalarını anlatıyordu.
Hayatımıza bu kadar hızlı girmesinin bir başka nedeni de hakkında çıkan haberler olsa gerek. Yahoo 1 milyar dolara satın almak istedi, sahibi satmadı, Microsoft reklam görüşmesini saati çok erken diye kabul etmedi gibi haberler özellikle merakımızı artırıyor. Yahoo`nun teklifinin hemen ardından çıkan haberler sayesinde piyasa değeri 2 milyar doları bulmuştu. Bir nevi kaçan tavuk kovalanır, Facebook kaçıyor firmalar kovalıyor..
Peki nedir Facebook`u bu kadar değerli kılan? Herşeyden önce bu kadar çok insanın konuştuğu bir marka şu sıralar yok, en çok konuşulan markaya sahip olmak veya onda pay sahibi olmak firmaların isteyeceği bir şey elbette. Şu anda 42 milyon aktif kullanıcısı ile benzeri sosyalleşme siteleri arasında da zirvede. Kendi alanının dışında Alexa.com verilerine göre şu anda dünya sıralamasında da 7. site. Tüm bu veriler ışığında oldukça değerli bir site olduğu açık.
Değerli bir site olduğu ortada ama sadece %1.6 (Yüzde Bir nokta altı) `sı 240 milyon dolar eder mi? Burada işe başka bir şey devreye giriyor. Facebook`daki veritabanı kayıtları birçok siteye göre çok daha sağlıklı. Kim kiminle arkadaş verisinden, kimin hangi gün doğduğuna, hangi filmleri sevdiğine, hangi okullardan mezun olduğuna kadar her türlü veriye sahipler. Bu da reklam ölçümlemesi için oldukça faydalı bir kriter. Bu nedenle internet reklam pazarına hakim olmak isteyen firmalar Facebook`dan pay almak için yarışıyordu. Microsoft %1.6 ile birlikte Facebook`un reklam hizmetini de aldı. Bu da Microsoft`un yarışta bir adım öne geçmesi demek.
İlk Yayın : Haber 34