Pedagog Canan Şimşek
Kültür Koleji Rehber Psikolojik Danışman
Her sabah hesabınıza 86.400 altın yatırıldığını düşünün. Gün boyunca bu altınlardan istediğiniz kadar harcayabilirsiniz. Ancak bir tek koşulla; o gün yatırılan altınların harcamadığınız kısmı ertesi güne devredilemiyor. Yani hesabınızda para biriktiremiyorsunuz. Dolayısıyla ister tamamını harcayın isterse bir tek altın bile kullanmayın ertesi sabah bankanızın hesabında yine 86.400 altın yatıyor. Bu durumda olsaydınız ne yapardınız? Başlangıçta belki ev, araba gibi özel yatırımlar yapardınız belki ancak sizden istenen, bu altınları her gün iyi bir planlamayla uzun vadede en büyük getiriyi sağlayacak şekilde kullanmanızdır.
Aslında yukarıdaki durumu her gün hepimiz yaşıyoruz. Banka olarak zaman sembolize edilmektedir ve size her gün istediğiniz gibi harcayabileceğiniz 24 saat yani 86.400 saniye verilmektedir. İşte sizler de bu saniyeleri kullanamazsanız onları bir daha geri alamamak üzere kaybedebilirsiniz.
Aslında bu gün başarılarıyla adından söz ettiren başarılı insanlar zaman değerinin farkındadırlar. Büyük besteci Bach, müzik konusunda günde 18 saat çalışmıştır. Kuşkusuz deha olduğuna güvenerek bu kadar çalışmamış olsaydı o muhteşem bestelerinin bir çoğunu bugün dinleyemeyecektik.
Öğrencilik yoğun bir çaba gerektirir. Çünkü hem sosyal hem de akademik alanda başarılı olmak önemli ölçüde zamanımızı ne kadar iyi kullandığımıza bağlıdır. “Hepimizin eşit olarak sahip olduğu tek bir şey vardır. Zaman” Öyleyse zamansızlıktan yakınanlara söylenecek şey: zaman, sorunun kendisi değildir; sorun bizdedir. Sorun, ne kadar vaktimiz olduğunda değil, bu süre içinde neler yaptığımızdadır. (Z. Sabuncuoğlu-M. Tüz, Örgütsel Psikoloji)
Aslında zamanı yönetemeyiz. Çünkü akreple yelkovanın hareketi denetimimiz dışındadır. Biz ne yaparsak yapalım o hızla akıp biter. Mesele saati yani zamanı yönetmek değil, kendimizi zaman içinde yönetebilmektir. Değişmek zordur. Zamanı etkili kullanmak için gözden geçirebiliriz. Ancak bu aşamada önceden edindiğimiz bazı alışkanlıklar zamanı doğru kullanmamızda birer engel olabilir.Bu nedenle bu alışkanlıkların yerine, onun yerini alacak yeni bir alışkanlığı kazanmamız söz konusudur. Bu da “değişim” demektir. Ancak “Değişim olumlu yönde bile olsa insanı ürkütür ve çaba gerektirir”.
Değişim, bu aşamada oluşan bir süreçtir. Bunlar:
1. Tasarı öncesi aşama
2. Taşarı aşaması
3. Hazırlık aşaması
4. Hareket aşaması
5. Kararlılık
6. Bitirme aşaması
1)TASARI ÖNCESİ AŞAMASI: Kendinize, “Zamanı iyi kullanbiliyor muyum?”, “Yapmak istediğim şeyleri yapmaya zaman ayırıyor muyum?”, “İşlerimi zamanında bitirebiliyor muyum?” vb. Sorularını sorun.
· Ne yapayım ben böyleyim, tembelim,
· Babama çekmişim
· Yapamıyorum
· Arkadaşlarıma hayır diyemiyorum,vb…kalıtım, çaresizlik ve yetersizlik içeren mazeretlerle kendinizi ya da
· Çok ödev veriyorlar,
· Arkadaşlarım beni çok sık arıyorlar,
· Evdeki düzen çok kötü, vb. başkalarını suçlayan mazeretler gösteriyorsanız bu ilk aşamayı geçemezsiniz. Önerimiz bu yazının tümünü okuduktan sonra mazeretlerinizi yeniden gözden geçirin. Eğer bunların birer bahane olduğunu ve ancak kendinizin çabaları ile birşeyleri değiştirebileceğinizi göze alırsanız sorunun varlığını kabul etmiş olacağınız için ikinci aşamaya geçmiş olacaksınız.
2-TASARI AŞAMASI: Bu aşamada bu konuyla ilgili bilgi toplama, kitap okuma, rehberlik servisine başvurma gibi çalışmalarına başlarsanız bu aşamada önemli bir yol alıyorsunuz demektir. Ancak bu aşamada çok oyalanırsanız “analiz felci” durumu oluşabilir ve bu aşamada takılır kalırsınız.
3-HAZIRLIK AŞAMASI: Kendinizle bir anlaşma yapıyorsanız işte değişim konusundaki en gerçekçi adımı attınız demektir. Bu aşamadaki risk, kendinizle ilgili gerçekçi olmayan beklentilerimizdir. “Bundan sonra süper dakik biri olacağım” gibi bir ifade yerine adım adım ilerleyin. Kendinize, özelliklerinize uygun gerçekçi bir zaman planlaması yapıp olabildiği kadar uymaya dikkat edin. Her gününüzün bir öncekinden daha iyi olmasına çaba gösterin. Başarısızlıklarınız sizi yıldırmasın. Başa dönmemek için kendinize fırsatlar tanıyın.
4-HAREKET AŞAMASI: Bu aşama değişmek için yapılan etkinlikleri içerir.Çevreden aldığınız olumlu ve olumsuz tepkiler “değişim korkusunu” kamçılar.Bu aşamada bu korkuyla yüzleşmek önemlidir. Örneğin zamanı iyi planlamak bazen arkadaşlarımızın cazip tekliflerini geri çevirmek anlamına da gelebileceğinden yakın çevreden olumsuz tepkiler alırız. Bu durumda “hayır deme” becerinizi kullanabileceğiniz gibi başka bir aktivite ile yer değiştirerek orta bir yol bulabilirsiniz.
5-KARARLILIK AŞAMASI: Bu aşama değişim yolunda karşılaşacağınız sıkıntılarla başetmeyi içerir. Kişi bir zaman başarıyla zamanını planladığı halde bir dönem tekrar başa dönebilir. Bu tür başarısızlıklardan yılmadan yeniden denemek önemlidir. Çünkü araştırmalar yalnızca değişmeye çalışanların yalnızca %20’sinin ilk denemelerinde bu işi başardıklarını gösteriyor. Çoğu kişi ortalama üç denemede başarılı olmuştur. Gerçekçi olun, başarısızlıktan yılmayın ve gerekirse tekrar tekrar deneyin.
6-BİTİRME AŞAMASI: Değişim aşamasının tamamlanmasıdır. Artık hedeflediğiniz davranışlar alışkanlığınız haline gelmiştir. Kutlarız.
ZAMANIN ETKİLİ KULLANILMASININ ENGELLERİ:
Mükemmeliyetçilik: Hedef ve beklentilerinizin yapabileceğimizin çok üstünde, gerçekçi olmaması ve bazen olayların istediğimiz gibi gitmeyeceğini hesaba katmama gibi durumlar mükemmeliyetçiliğin en önemli göstergeleridir. Mükemmeliyetçiler, işler yolunda gitmediği zaman büyük düş kırıklığı yaşar, işleri bırakır, umutsuzluğa kapılabilirler. Mükemmeliyetçiler çok yüksek beklentiler içinde oldukları için yaptıkları işlerden tatmin olmazlar, bir işi başlatamazlar. Bu nedenle “mükemmel olmak” adına yapabilecekleri halde ya çok kötü yaparlar ya da hiç yapmazlar. Böyle durumlarla karşılaşmamak için esnek olun ve olası aksilikleri göz önünde bulundurun.
Erteleme: Bir konu sizin için önemli olduğu halde siz onu yapmıyorsanız erteliyorsunuz demektir. Ertelenen her iş diğerini etkiler: çalışılmadığı için alınan düşük notlar ve yetiştirilemeyen ödevler, toplanmadığı için karmakarışık olan odalar, fırçalanmadığı için çürüyen dişler ve kanayan dişetleri vb. Bu alışkanlıktan vazgeçmek için ertelediğiniz işlerin bir listesini hazırlayın. Ana başlıklar belirleyin ve bu başlıkları alt bölümlere ayırın. Örneğin:
Bireysel Bakım: Diş fırçalama, düzenli duş alma, vb.
Okul: Okula zamanında gelmek, ödevlerin düzenli olarak yapılması,
Buna benzer bir liste hazırladıktan sonra kendinize “bu işleri yapmama neler engel oluyor?”. Ertelediğiniz işler için ne tür mazaretler buluyorum? sorularını sorun. Daha sonra yapamama nedenlerinizin geçerli olup olmadığını sorgulayın.
En son aşamada da ertelediğiniz herbir iş için “belirgin bir işe başlama zamanı” belirleyin. ”Artık çalışmaya başlayacağım”gibi belirsiz ifadelerin yerine “saat 18.00’de çalışmaya başlayacağım” gibi bir ifade, harekete geçmenizi kolaylaştırır.
Kendine Aşırı Güven: Liseye geçmenizle birlikte yaşamınıza başka sorumluluklar eklenmektedir. Böylece yaşamınızı daha da karmaşıklaştırır. Okulun yanısıra üniversiteye hazırlık, arkadaş çevresi, hobiler vb. Ile birlikte sorumluluklarınız daha da artırmaktadır. Ancak bu sorumluluklarınızı “ben bunların hepsini aklımda tutabilirim”, “sınavdan birgün once çalışsam da yaparım” “1-2 saat bana yeter” tarzı düşünceler sizi düzensizliğe ve başarısızlığa götürür. Kendine güvenmek iyidir ancak fazlası “boşvermişliğe” yol açabilir.
Kendine Güvensizlik ve Yüksek Kaygı: “Nasıl olsa başaramayacağım, öyleyse denemek faydasız”, “Yapamam” tarzı düşünceler güvensizlik belirtisidir. Güvensizlik ye yetersizlik duygusu da kaygıya neden olacağı için işe başlama cesaret ve sürdürme sabrınızı engelleyeceğinden bu konuda rehberlik servisine başvurmanız yararlı olacaktır.
Zaman Yönetimi Konusundaki Önyargılar:
· Bu teknikler benim işime yaramaz.
· Bu kadar organize olmak istemem, çok sıkıcı.
· Ben organize olsam bile benim dışımdaki engellerin olmasını önleyemem.
· Arkadaşlarım beni sürekli arıyor ya da benden bir şeyler istiyorlar.
Hayır Diyememek: Zamanı etkili kullanmamız için bazen çevrenize “hayır” demek durumunda kalabiliriz. Tam ders çalışırken çalan telefona, gelmek isteyen bir arkadaşa hayır diyemezseniz başarısızlık kaçınılmaz olabilir. “Hayır deme zorluğu” yaşayanlar genelde “hayır” derlerse ilişkilerinin bozulacağından korkarlar. Ancak unutulmamalıdır ki sürekli başkalarının istekleri doğrultusunda ve onların öncelikleri ile yaşamak, zaman içinde o kişilere karşı öfke biriktirmenize ve asıl o zaman ilişkinizin bozulmasına yol açabilir. Kendi kişiliğinizi ortaya koyarak “hayır” diyebildiğinizde aslında çevrenizde bu konuda size anlayışlı davranacaktır.
Hafife Alma: Bazen işlerin kendiliğinden olacağına ya da herkesinde öyle olduğuna ilişkin yanılgıya düşebiliriz. “Öfke kontrolü” “kendini ifade etme” “dinleme becerisi kazanma” “etkili verimli öğrenme” “ders planı yapma” vb. konuların bize çok fazla birşey katmayacağına, zaten istersek kendiniz halledebileceğinize inanmış olabilirsiniz. “Günlük yaşamımızda neleri hafife alıyor olabilirim?” diye kendinize sormanız farkındalığınızı artıracak ve sizi “hafife alma” tuzağından koruyacaktır.
Zaman Yönetimi Teknikleri:
1-Yapmanız gereken işleri dört kategoride toplayın:
Acil-Önemli İşler
(Yarınki sınav, ödevler, vb.)
Zamanı iyi planlamadığımızda karşılaşırız. Önceden planlanmalı ve bitirilmelidir.
Acil Omayan Önemli İşler
(Bir ay sonraki sınav, diş fırçalamak)
Uzun vadeli çalışma planınızda hergün
biraz biraz yaparsanız bu işler yapılması gereken en önemli işlerdir.
Acil Önemsiz İşler
(Arkadaşın kaset kaydı., TV)
Ders çalışmak yerine bir TV dizisi seyrediyorsanız, önem derecesi açısından başarı mı, TV dizisi mi size daha çok şey kazandıracaktır, düşünün!
Acil Olmayan –Önemsiz İşler
(Bilgisayar oyunları, uzun telefon sohbetleri vb).
Yaşamsal önemi yoktur.
Sosyal akademik anlamda yaşamımıza pek bir şey katmaz.
Gerektiğinde ertelenmeli ve boş zaman etkinliği olarak yapılmalı.
İşlerinizin önem derecesini belirlemek için, kendinize bazı sorular sorabilirsiniz:
1. Bu işi yapmaktan vazgeçersem ne kaybederim?
2. Bu iş, yerine daha önemli bir iş konulacak şekilde başka bir zamana ertelenebilir mi?
3. Bu işe gerçekten önemli olduğu için mi, yoksa yalnızca zevk aldığım için mi yapıyorum?
2-Daha sonra uzun vadedeki takviminizi belirleyin. Yapmanız gereken işlerin tarihlerini belirlemek, zaman planı yapmak konusundaki en önemli adımdır. Bunun için bir ajanda edinin. Ve amaçladığınız işlerin bitiş tarihini (ödev teslim tarihi, sınav tarihleri,vb.) ajandanıza not edin.
3-Haftalık plan yapın. Öncelikli yapmanız gereken işleri ajandanızda planlayın. Başlangıçta saat belirlemekte zorlanıyorsanız yalnızca ne yapacağınızı o güne not edin. Saatini o gün sabah planlayabilirsiniz. Olmazsa olmaz, olmalı, olursa iyi olur şeklinde üç grupta toplayabileceğiniz işleri önem sırasını göz önünde bulundurarak yapabilirsiniz.
Günlük işlerinizi planlarken ünlü Japon modeli KAYZEN’i uygulamanızı öneririz. Bu modelde ilerlemenin yavaş yavaş olması ile sağlıklı bir gelişme sağlanabileceği savunulur. Bunun tersi de yüklü çalışmalar yaparak ani yükselişlerdir ki bir günde 5 saat çalışıp 15 gün hiç çalışmamak yerine her gün 15-20 dakika düzenli çalışarak daha istikrarlı ve hızlı bir gelişme kaydedebilirsiniz. KAYZEN uygulayacak olusanız her gün örneğin şunları yapabilirsiniz: 15 dakika kitap okumak, 5 tane matematik sorusu çözmek, her gün bir dersin bir konusunu gözden geçirmek, vb.
Evet artık zamanı etkin kullanma konusunda bilgilendiniz. Gerisi sizin çaba ve sabrınıza kalıyor. Bize düşen de size başarılar dilemek.