Masanın başına geçip ders çalışmak ne kadar da zor değil mi? Belki bazı arkadaşlarımız bilgisayarın başında Facebook’ta arkadaşlarına mesaj atıyor. Bazılarımız telefonla konuşuyor, bazılarımız ise ders çalışmak istemesine karşın bunu bir türlü başaramıyor. İçinde bir sıkıntı var ve bu sıkıntı o kadar rahatsızlık veriyor ki ders çalışsa bu kadar sıkılmayacak!
Evet arkadaşlar bu yazdıklarımın sizlere tanıdık geldiğini tahmin ediyorum. Şu bir gerçek ki evet itiraf etmeliyim ki ben de bu satırları yazmadan önce aynı sıkıntıları ve bunaltıyı yaşadım. Önce nasıl bir yazı hazırlamalıyım diye bir saat kadar düşündüm. Sonra biraz televizyon izledim, uzun bir süre de bilgisayarın başından kalkamadım.
3-4 saatin sonunda kendimi masa başında yazımı yazarken buldum.
Gerek lise yıllarında gerekse üniversite yıllarında olsun şu ankinden çok daha fazla stres yaşıyordum. Özellikle Pazar günleri ve akşamları kabus gibi geliyordu. Üniversite yıllarında ise masa başına oturduğumda sürekli ya atıştırmak için buzdolabının başında oluyor ya da çalışmaya başladıktan 20 dakika sonra uykum geliyordu.
Bu durumda olan arkadaşlarım neler yapmalılar?
Bence ilk olarak ÖSS’yi yaşamlarının fırsatı olarak görmeliler. Bu sınavı kendilerine verilen büyük bir piyango olarak algılamalılar. Ya ÖSS olmasaydı. Üniversiteye sadece ailesinin gelir düzeyine göre öğrenci alsalardı. Ya da öğrencilerin yaşadıkları şehre göre bölümlere yerleştirme yapılsaydı.
Bu yaklaşım sizleri şaşırttı değil mi? ÖSS’yle ilgili genellikle kamuoyunda olumsuz bir algılama vardır. Sınavda binlerce adayın 0 (sıfır) çektiği, üniversite kontenjanlarının çok sınırlı olduğu ve yüz binlerce adayın açıkta kalacağı belirtilir. Oysa bu sınav sayesinde binlerce kişinin yaşamı değişmedi mi? Örneğin ben bu sınav sayesinde yaşadığım 12.000 nüfuslu kasabadan çıktım ülkemizin başkentinde okuma olanağı buldum.
İkinci yapılması gereken ise mutlaka kendinize bir amaç belirlemeniz. Türkiye’de genellikle insanlar kısa dönemli planlama yaparlar. Orta ve uzun vadede planlama yapma geleneği bizde yoktur. Siz şimdiden 10 yıl sonrası için neler yapacağınızı düşünün ve ona göre hareket edin. Zaman zaman 10 yıl sonrası ile ilgili hayaller de kurun. Belki hayal dünyasına dalmanın ders çalışmayı böldüğü düşünülse de bence ara sıra hayal etmek ve bunu boş zamanlarda yapmak motive edici olabiliyor.
Ders çalışmayla ilgili sıkıntısı olanlar için son önerim ise zorluklar karşısında yılmamaları. Çünkü girecekleri sınav için istenen becerilerden birisi de bence sabırlı olmak. Çok sayıda öğrencinin gerçek ÖSS’de iki soruyu üst üste çözemeyip panik yapıp sınavı bıraktığına şahit olduk.
Yılgınlık yerine sabırlı olup hatalarımızdan ders çıkarmalıyız. Örneğin ders çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra canımız sıkılıp masa başından kalkmak istediğimizde kendimizi zorlayıp 10 dakika daha soru çözmeliyim demelisiniz. Daha sonra da zaman içerisinde bu süreyi uzatmalısınız.
Sağlıcakla kalın.