Sene başından itibaren, aslında uzun yıllardır ‘Üniversite’de olmak için, ‘Üniversiteli’ olmak için heyecan duyduğunuz, hayalini kurduğunuz ‘an’ umuyoruz ki gerçekleşmek üzeredir. Biraz daha sabırlı olmakta (ne erkenden zafer çığlığı atın ne de havlu atarak ben bu işi yapamıyorum diye hayıflanın) fayda var.
Biliyoruz ki, sürekli ve manasız tekrar edilen cümleler sizler için anlamını hemen yitirir, kelimelerin içi boşaltılır ve ‘diğerleri’ arasına koyulur. Sınav öncesi ya da sınav anı ile ilgili diğer yazar arkadaşlarımızın yazdıklarına dikkat etmenizi önererek konuyu daha da uzatmak istemiyorum. Ancak bir iki hatırlatmayı da izninizle vurgulamak istiyorum. Yine bugünlerde gençlerin dilinde ÖSS efsanelerinin hortladığına şahit olmaktayız. Bu sınavın sizin sınavınız olduğunu ve diğerleri için geçerli olabilecek durum ya da taktiklerin size uygun olmayacağını; üniversiteli olma bilincine sahip her bireyin bunu kavraması gerektiğine inanmak istiyorum. Herkesin kendi doğrusu, sistemi, planı, hedefi kendi gerçekliğinde anlam kazanır. Başkasının yutmuş olduğu bir pirinç ya da şeker sizde vahiy etkisini göstermeyebilir.
Son günlere kadar içinizden nasıl davranmak geliyorsa öyle davranın. Bu tür davranışların bir kalıbı olmaz sayın adaylar. Ayrıca ailenizden de rica edip başarılar telefonlarına sizleri çağırmamasını isteyebilirsiniz; o güne kadar tanımadığınız yeni akrabalarınızla kafanız karışmasın!
İnanacağınız tek kaynak şu aşamada kendiniz olmalıdır. Bugüne kadar yaptığınız sınavların birer ‘DENEME’ olduğunu kendinize hatırlatıp her şeyi bir kenara bırakıp sınava öyle girmelisiniz. Sınava tam(!) hazır olarak girme beklentisini bir kenara bırakıp var olan bilgilerinizi en iyi şekilde ifade etmelisiniz. Gerçekten istediğinizi ve inandığınızı kendinize göstermek için, hayatta kendinizle baş başa kalabileceğiniz buyurun 3 saat 15 dakika. Gösterin kendinizi…
Değerli Anne ve Babalar,
Artık sizlerin de özlemle beklediği, hadi artık bitsin de nasıl biterse bitsin, biz de kurtulalım bu stresten dediğiniz günlerin sonuna doğru geliyoruz. Uzun zamandır kurulan hayallerin gerçeğe dönüşmesine ya da gerçeklerin pratiğe geçmesine az kaldı.
Acaba ders çalışıyor mu diye meraklı bakışlarla elde çay ve kek tepsisiyle odaya girilen günler de geride kalacak, anneler de rahatlayacak acaba bugün kaç soru çözdü diye düşünmekten, gençler de rahatlayacak konu komşu çocukları ile yarıştırılmaktan. Çeyiz sandığından çıkarılır gibi naftalin kokulu ertelenmişlikler ortaya serilecek, kuş tüyü hafifliğinde dolaşılacak yaz kokan sokaklarda… Çünkü hak ediyorsunuz ve hak ediyorlar…
Unutmayın, bu sınavlar anne babalığın sınandığı sınavlar değildir. Çocuklarınızın iyi bir derece yapması ya da yapamaması sizin bu kutsal rolünüzün değerlendirileceği anlamında da bir sınav silsilesi değildir. Asla böyle bir yanılgıya düşmeyin. Sistemin inadına her şeye rağmen onların yanında yer almaya devam etmeli ve onlara inandığınızı göstermelisiniz.
Şarkılarda şiirlerde kalmamalı bu kelimeler;
‘Çocuklar inanın, inanın çocuklar ……..’