Seni bekliyorum her zaman olduğu gibi, yine aynı sokağın başında. Hani her sefer bana farklı bahaneler sürerek geç kaldığın bir buluşma öncesi daha...
Sen gelene kadar ne kadar süre geçiyor bilemiyorum; ama köşedeki bakkalın işleri aynı yoğunlukta işliyor; yanındaki kuru temizlemecinin önünde bir araba duruyor ve içinden yakında evlenecek olduğu anlaşılan bir çift, belli ki düğün hazırlıkları içinde, takımlar ellerinde giriyorlar içeri; onun karşısındaki tuhafiyecinin kapısında mahallenin hanımları, pazar poşetleri ellerinde, günlük dedikoduları yapıyorlar dükkanın sahibesi bayanla...
Bunları seyrediyorum sabırla ve sen hala yoksun. O kadar alıştım ki bu duruma, şikayet bile etmiyorum artık. Aslında hoşuma bile gidiyor diyebilirim. İçin için kızsam da, zevk alıyorum bundan; çünkü sonunda sen geleceksin.
O gözlerine bir kere baktım mı, geçecek akreple yelkovanın savaşı birden. Suçlu köpek yavrularının yalvaran ifadesi belirecek yüzünde, elimi tutacaksın sımsıkı ya da omzuma atacaksın kolunu, yine unutacağım herşeyi aniden, sanki hiç olmamış gibi affedeceğim ve mutlu olacağım yanımda olduğun için; ama bu kez içimde kötü bir his var, sanki bu sefer farklı, yolunda değil bir şeyler.
Bu gecikme diğerlerine hiç benzemiyor. Bakkal dükkanı o kalabalık günlerine inat sinek avlıyor; kuru temizlemecinin kapısında kapalı levhası asılı; tuhafiyeci kadın tek başına oturuyor kapının önünde; sokak sessiz, ortalık ilk kez böyle sakin ve ben seni bekliyorum. Sen yoksun; geciktin mi, bahanen ne olacak yoksa hiç mi gelmeyeceksin...
Saatler geçiyor; hava kararmaya, soğumaya başlıyor. Dükkanlar tek tek kepenklerini indiriyorlar, vedalaşıyorlar sabaha görüşmek üzere. Bense inatla, sabırla, sakince, farkında bile olmadan, aynı köşede duruyorum. Birisi sorsa, cevap verecek durumda değilim. Ne söyleyebilirim ki; diğerlerinden farklı olduğunu kabullenemiyorum.
Düşünüyorum neden gelmediğini; başına birşey gelmiş olsa - kötü haber tez yayılır derler, işin var desem - senin zaten işlerin hiç bitmez, başka birinin yanındasın desem kim bekler ki seni benim gibi - onu da bekleteceğinden emin olarak.
Seni istiyorum yanımda; çok üşüdüm sarılmanı istiyorum yine, bana yine yalvaran gözlerle bakmanı, sevdiğini söylemeni istiyorum - ki hiç duymamış olmama rağmen. Ben sana o kadar çok söyledim ki o iki kelimeyi; biliyorum sıkıldın, belki de o yüzden gelmiyorsun.
Yürümeye başladım sokakta; içimden bir şarkı geçirdim seni özlerken:
Gözlerim dolaştı birbir bu yollarda
Aradım seni her köşe başında
..........
Fakat ne yazık ki sokak boştu...