Değerlerimizin, ahlakımızın, kurallarımızın ve kişiliğimize şekil veren diğer özelliklerimizin her an zorlandığı ve sorgulandığı bir ortamda yaşıyoruz. Her işimiz ya kendimize ya başkasına kusur dağıtmakla geçiyor, hem de yaya geçidinden geçmek gibi basit ve kurallı bir şeyi yaparken dahi. Hepimiz haklarımıza saygı duyulmasını istiyor, karşımızdakinin bize verdiği zarardan yakınıyor, doğrusunun bizim bildiğimiz gibi olduğunu savunuyoruz. Ama günlük hayatımızda bir değişiklik olmuyor, başkalarının ne kıstasa göre aldığı belli olmayan kararlarla bir o yana bir bu yana sürükleniyoruz.
Şimdi biraz damdan düşme ama... Futbolu ne kadar sevdiğimiz bilinen bir gerçek. Hayatımızın her anında onunla iç içe yaşayıp, haftalık programımızı ona göre yapıyoruz. Geçenlerde kazara duyduğuma göre aramızda hafta sonlarında televizyonda on maç seyreden varmış... Ama yetmez, daha da fazlası lazım. Çünkü futbol kuralları, stadyumu, basını ve bizlerde uyandırdığı duygularıyla pek çoğumuzun yaşantısının önemli bir `şeyi`.
Bizim futbola ihtiyacımız var hem de mümkün olan en çok miktar ve en yoğun şekilde. Çünkü haklı olmak istiyoruz, haksız olsak da kazanmak istiyoruz, başkası bize aferin desin istiyoruz, başkalarına sen `böylesin` demek istiyoruz... Futbol buna araç ve hastalığımıza ilaç oluyor. Fakircene bir ülkede yaşarken, kurumları ve kuralları kişinin değerini önemsemeyen hale gelmiş, önüne gelenin medyatik şansa göre süper insan olduğu, elli yıl emek verenin sıradan ve önemsiz olduğu bir yerde futbol kazanma / başarma duygusunu sağlıyor.
Bizim takım bir gol attımı dünya bizim, içinde olduğumuz sefalet önemli değil. Dedikodusu doğru ise ve bizim takım şike yapıp maçı kaptımı; güçlüyüz onlar yapamadı biz yaptık, beceriksizler işte... Bizim takım yenildimi hüzünlüyüz herşeyden öte, kendi başımıza gelenler önemsiz. O bizim takımı tutuyor... O da futbol oynuyor... vs, vs... Aitlik , sahiplik, kardeşlik, her türlü birlik futbol yoluyla oluşuyor. Kan bağına gerek yok, birbirine yatırıma, sevgiye, saygıya gerek yok, sadece futbola gerek var.
Saatlerce süren, `ben senden iyi gördüm` ile `ben senden iyi bilirim` konulu tartışmaların ve bunların reytinginin ileride kesinlikle daha az önemli ama daha güncel ülke meselelerini izlenir, dinlenir kılabileceği için futbolu seviyoruz. Reklamından, animasyonundan, SMS`inden, gazetesininden, şans oyunundan; ülke teknolojisinin ivme alacağı, kişilerin bilgiye ulaşmaktaki çabasını arttıracağı için futbolu seviyoruz. Futbolu, futbol olduğu için, yani bir oyun olduğu için seviyoruz. Magazini bol olduğu için, içinde şans olduğu için, hakemler işe karıştığı için, kalecisi süper olduğu için, akıllı paslaşmalar ve oyun kurma olduğu için, üzerine yazılan her yazının tartışmasız edebi değeri olduğu için.... seviyoruz.
Bu kadar sevgi dolayısıyla, bizim takıma ülke bütçesinden para ayırılmasını, futbol üniversitesi kurulmasını, trafik kuralları arasına ofsaytın konulmasını, her ülkeye futbol elçisi gönderilmesini, meclis kararlarının oy değil penaltı atışlarına bağlanmasını da istiyoruz. Çünkü futbol bizim için anlaşılır, tartışılır ve yaşanır birşey. Ama kendi hayatlarımız bunun tam tersi, demek ki hayat futbolize olmalı. Artık hayatı futbol gözlüğünden görmek istiyorum, çünkü herkes futbol tartışırken daha bir gerçek sanki.
Tabii bilenler bilir, bizim takım diye birşey yok, ayrıca ben takım tutmam. Ama futbol güzel konu, içi dışı heryeri...
Kemal Hanoğlu