Yalnız bırakın beni, kendimle başbaşa. Dertlerimle, hüzünlerimle, hayallerimle birlikte olmak istiyorum. Kim anlayabilir ki; içimde kopan fırtınaları, içimde kanayan yaraları ve kendi ellerimle içimde açtığım çukurları.
Kalbim delik deşik tıpkı atış denemesi yapılan tahta gibi. Hava alıyor artık ve sızıntı yapıyor dışarıya doğru bazen. Kimse göremez bunu elbette; yalnızca ben biliyorum kalbimin defosunu. İkinci el tezgahlarda bile bulunamaz, hiçbir kunduracı da çakamaz çivisini.
Deniz kenarındayım. Havada ılık bir esinti, saçlarım uçuşuyor tıpkı yaşanmamış aşklar misali. Denizi seyrediyorum, uçan martıları görüyorum, vapur seslerini duyuyorum; aslında bunların farkında bile değilim sadece öyle tahmin ediyorum. Boş bakıyor gözlerim; görmesi mümkün değil.
Başımı kaldırıyorum göğe doğru, derin bir nefes alıyorum. Birden ben de gökyüzünde olmak istiyorum. Maviliklerin arasında kaybolmak, sonsuz ufka doğru yelken açmak umarsızca. Kıyıda bir kayalık da oturuyorum; ayaklarım denize doğru uzanmış.
Kafamı eğiyorum aşağıya; denizin dibini görmek istercesine. Oradaki hayatı merak ediyorum ve hayalimde dalgıç oluyorum. Uçsuz bucaksız bir dünya denizin derinlikleri. Bu kadar harika olduğunu bilsem; daha önce yapardım bu yolculuğu. Her yanımdan binbir çeşit balıklar geçiyor; el sallayarak, gülümsüyorlar bana, hoşgeldin der gibi.
Ben de mutluyum burda olmaktan. Suyun yüzeyine çıkmak gelmiyor içimden; çünkü korkuyorum herşeyin tekrar eskisi gibi olmasından. Burda huzurluyum balıklarla, yosunlarla ve diğer deniz canlılarıyla. Birden dışarıda olduğumu anımsayıp gözlerimi açıyorum. Bu sefer kayalığın üzerinde değilim.
Biri beni bulmuş bütün kaçma çabalarıma rağmen ve zorla alıp sürüklemiş beni başka bir dünyaya. Kim olduğunu, nereden geldiğini merak ediyorum, soruyorum, cevap alamıyorum. Nefes alıp verişimi duyar gibi oluyor, kendime geliyorum. Her tarafım binbir çeşit çiçeklerle dolu bir bahçedeyim.
Üzerimde yine çiçekli bir elbise dans ediyor kelebeklerle. Nedensiz bir huzur kaplıyor benliğimi. Teşekkür ederim ey rengarenk çiçekler, teşekkür ederim ey irili ufaklı ağaçlar, yemyeşil çayırlar. Beni kendime getirdiniz bir süreliğine bile olsa, ölü toprağını kaldırdınız üzerimden. Şimdi ömür boyu borçlu kalacağım sizlere. Bunu ödemek isterim ki; buldum da nasıl olacağını.
Siz bana yaşama sevincimi geri verdiniz, çiçeklerin kokusuyla hayat buldum, bahçede özgürce koşmak hayatın güzelliğini hatırlattı bana. Ağaçlardan kopardığım meyvelerin tadı gibi hiç bozulmasın istiyorum hayatın neşesi, anlamı bende. Lütfen beni kırmayın ve alın sevinç gözyaşlarımı; bakın nasıl da akıyor sayenizde; bunlar sizi besleyecek, büyütecek; sizin bana yaptığınız gibi...