Hayatınızı etkileyen dönemler vardır, hatta anlar... Böyle bir dönemin arifesinde olduğunu bildiği zaman daha da gergin olur insan... Kaçınılmazdır. Aldığınız kararların ve gösterdiğiniz çabaların sonucu ise üzerinden zaman geçtikten sonra anlaşılır. Zaten, bir ömür boyudur yaşamak...
Aslında en iyisi bu yazıyı yukarıda kesmem belki de, diyebileceğim herşeyi dört cümlede söyledim sanırım. Size “işte o yukarıda söz ettiğim anlardan biri de öss sınavıdır, dönem ise ona hazırlanarak geçirdiğiniz dönemdir” demeyeceğim. Neyi istediğinizi bilmenin öneminden de bahsetmeyeceğim, çünkü hayatta hiç kimsenin tam olarak neyi istediğini bildiğini düşünmüyorum, bildiğini sananlar olabilir sadece ve muhtemelen de yanılıyorlardır kendileri... Çabadır esas olan. Belli bir süre hayatta istediğini düşündüğün şeylere karşı çaba göstermek. Gösterilen çabanın karşılığı da alınır, er ya da geç.
Şimdi giriş cümlesini tekrar okudum. Büyük laf etmişim yine, “hayatı etkileyen dönemler ve anlar” diyerek... “Yok böyle birşey!” demeyeceğim, var böyle anlar ama ilk aklımıza gelenler değil belki de. Bu anlar, üniversite sınavı olacağı gibi, daha önce hiç yapmadıysanız eğer, sabah evden çıkarken annenize sarılmak da olabilir. Duygularınızı ifade etmeyi seçtiğiniz bir an da olabilir bu. Ya da patronunuza kızıp kapıyı vurup işi bırakıp gittiğiniz bir an. Babanızdan ilk azar işittiğiniz an, kardeşlerinizle son kek dilimini paylaşamayıp kavgaya tutuştuğunuz zamanlar, arkadaşlarınızla bir olup okulu kırdığınız gün, tarih hocanıza ayıp ettiğinizin farkına vardığınız 35. yaş doğum gününüz, hayatınızdan çıkardığınız insanların kaç kişi olduğunu saydığınız gün, sizi terkedenlerin kimler olduğunun farkına vardığınız gün, kendi kendine “ben herşeye değerim” dediğiniz gün, kadın olmanın önemini erkek olmanın ağırlığını anladığınız gün, başağrısına esir düştüğünüzde “kahvaltı etmeden evden çıkmayacağım” dediğiniz gün, yeni birşeyler öğrendiğiniz gün, o güne dek öğrendiğiniz hiçbirşeyin fayda etmeyeceğini anladığınız gün, bir gün gelecek şu ergenlik sivilcelerinden kurtulacağım dediğiniz zamanlar, kendime ait bir evim ne zaman olacak diye düşündüğünüz zamanlar, annenizi özlediğiniz babanıza kızdığınız anlar, babanızı özlediğiniz annenizin işinize karışmasına dayanamadığınız zamanlar... Benim için de bu cümlenin gidişine “dur!” dediğim şu an mesela.
Zaman geçtikten sonra farkına vardıklarımız yukarıdakilerin bütünü değil mi? Yaşam nehrinde üniversite sınavının sadece bir damla olduğunu anlamak gibi. Biraz büyükçe bir damla olduğunu da inkar etmeyeyim tabi ki, yüzeyde kalmak için çaba gösterilmesi gereken. Bu da böyle bir yazı oldu işte, hiç niyetim yokken hayata dair birşeyler bile söylemişim. Benim yolum bu galiba. Tek doğrunun olmadığı, aslında “doğru” diye birşeyin olmadığı, esas olanın kendini bulmak olduğu, bunları söylerken aslında size ne ifade ettiğim konusunda şüphelerimin olduğu, yine de söylemekten kendimi alamadığım. Zaten, bir ömür boyudur yaşamak...