Doğru Tercih Logo
Özel Arama
Tablo 4 Şimdiden Lisans

Aylaklığa Övgü

Ebru GÖKTEKE

Sayfayı Yazdır | Bildir.net 'e Ekle | Facebook'a Ekle

Yazarın Önceki Yazıları

» Aylaklığa Övgü
» Alternatif Hayatlar
» Şeytanın Avukatı

Doğru Tercih Yazarlarının Önceki Yazıları

» İş Dünyası Hangi Mezunları İşe Alıyor?
» 145 ile 165 Şans Mı?
» Kısa Bir Mola
» Netler Azaldı Taban Puanlar Düşecek
» Organize İşler
» Bir Sınav Daha Bitti
» 2008 ÖSS Sorularının Yorumu
» Sınav Anında Nelere Dikkat Etmeliyiz
» Çocuklar İnanın
» Beklenen Zaman Geldi
» Sınav Sırasında İzlenecek Strateji
» ÖSS Öncesi Son Taktikler
» Sınav Yaklaşırken
» Meslek Tercihi Profili Araştırması
» 2007 ÖSS SAY-2 Türkiye 1.si İle Röportaj
» Değişen Bir Şey Yok
» Her Son Yeni Bir Başlangıçtır
» Sınav Kaygısı
» Benden Birşey Olmaz Diyenler İçin
» Sınava Hazırlıkta Uyku

Doğru Tercih Café Yazarlarının Önceki Yazıları

» Hayattaki Seçimlerimiz
» Tercih
» Özel Bir Hediye
» Kar Taneleri
» Kararım(ız)
» Benim Yolum
» Umut
» Boş Sokak
» ÖSS Sabahı
» ÖSS-2
» Bir Günlük Mutluluk
» ÖSS
» Geceleri Yaşamak
» Düşünün
» Özgür Bırakın Martıları
» GIDA MÜHENDİSİ AŞÇI DEĞİLDİR !!!
» Dubai`nin Sırrı Ne?
» Anlayın Bizi
» Büyümenin Anlamı
» Aşkın Zamanı

Yazar Hakkında

Biliyorum, çok ayıp ettim, son yazımın üzerinden neredeyse üç ay geçti, benden ses seda çıkmadı. Ama ben de bu arada boş durmadım, aylaklık yapma hakkımı kullandım.

Çevrenize bir bakın, televizyona, gazetelere... Herkes sürekli çalışıyor, daha çok para kazanmak istiyor. Benim anlamadığım, çoktan zengin olanlar da var, ama onlar da son sürat çalışmaya devam ediyorlar.

Çalışmak iyidir; üretici olmak, insanın kendi parasını kendisinin kazanması, eğitimini gördüğü konuda ülkeye, hatta dünyaya faydalı şeyler yapması tabii ki iyidir. Çehov da “Bizi çalışmak kurtarır” demiş zaten. Ama ben başka bir şeyden bahsediyorum.

Çalışmak zorunda olmasaydı insanlar ne yapardı? Ya da aslında insanlar gerçekten bu kadar çok çalışmak zorunda mı?

Hani şu ünlü fıkra vardır ya, Amerikalı’nın biri, bir Karayip Adası’na gitmiş, orada aylak aylak oturan, balık tutan bir yerli görmüş. “Niye bütün gün aylaklık yapıyorsun?” diye sormuş adama. Adam da “Ya ne yapayım?” diye yanıt vermiş. Amerikalı, tabii ki çalışma ve tüketim toplumunun yarattığı koşullandırmayla, “Çalışsana” demiş. Bizimki sormuş, “Eee, çalıştım diyelim, sonra?” Amerikalı, “Para kazan!” Bizimki, “Peki sonra?” “Sonra emekli olursun, sahilde aylak aylak oturup balık tutarsın!” Aylak adam, Amerikalı’ya dönüp “İyi de” demiş, “ben şu anda da aynı şeyi yapıyorum.”

Çevremizde gördüğümüz herşey, bizi daha çok tüketmeye itiyor. Daha çok tüketebilmek için de daha çok çalışmamız gerekiyor. Daha çok çalıştığımız zaman da durup bir nefes alamıyoruz, hayatımızdan memnun muyuz, sorgulayamıyoruz, kafamızı kaldıracak zamanımız ya da enerjimiz olmuyor. Hayatın sadece ev-iş arası gidip gelmekten ibaret olduğunu sanıyoruz.

Geçim derdi peşindeki insanların deli gibi çalışmasını anlıyorum, ama çalışmanın sanki bir tür din gibi bu kadar kutsanmasına karşı çıkıyorum. Çünkü çalışmanın, yaşam konusunda işin kolayına kaçmak olduğunu düşünüyorum. Seçim yapmanız gerekmiyor, çünkü işiniz var, onu yapmak zorundasınız, yani zorunluluklar sözkonusu. Seçim yapmaya hakkınız yok.

Hepimiz çalışmak zorundayız. Para kazanmak, buna uydurulan kılıf sadece. Çalışmak zorundayız, bize böyle öğretiliyor, çünkü çalışmadığımız zaman tehlike yaratabiliriz, hayatta çalışmaktan daha güzel şeyler olduğunu fark edebiliriz, hayatımızı değiştirmek isteyebiliriz, toplumun dayatmalarına karşı çıkabiliriz. Kendimizle baş başa kalıp depresyona girebiliriz. Mutlu olup olmadığımızı sorgulayabiliriz. İşte bu yüzden hepimiz kendimizi çalışmak, hatta işkolik olmak zorunda hissediyoruz.

Ben aylaklık hakkımı kullandım. Yanımda götürdüğüm onca kitaba, filme elimi sürmedim. Sadece zorunlu olduğumu hissettiğim için bir şey yapmak istemedim. Oturup saatlerce denizi seyrettim. Kıyıdaki yalıçapkınlarını izledim. Kedileri okşadım. Beynimi boşalttım.

Yıllar önce üniversitede öğrenciyken, yaz tatillerimi bir tatil köyünde resepsiyonistlik yaparak geçirirdim. Balayı çiftleri gelirdi tatil köyüne, ilk gün herkes mutlu. İkinci gün resepsiyonda hepimizin gözü önünde kavga ederlerdi. O zamanlar anlamazdım, büyüyünce anladım; sürekli başka şeylerle meşgulken, yapılması gereken işler varken, insan kendi kendine kalmak yerine bir şeyler hallederken aslında kendini çok mutlu zannediyor. Ama iki üç gün iş-güç olmadan kendisiyle ve sevdiğiyle başbaşa kalmaya alışık değil hiçkimse. O zaman durduk yerde sorun çıkarıyor.

Amacım her yazısında sağa sola mesaj veren bir akıl hocası olmak değil. Ama Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. O yüzden deneyimlerimi paylaşmama izin verin. Çalışın, çalışmayı sevin, ama sakın bir din haline getirip işe tapınmayın. Mutsuz hayatınızdan kaçmak için işkolik olmayın. Paranın amaç değil, iyi yaşamak için araç olduğunu, aslolanın iyi yaşamak olduğunu unutmayın. Hiçbir şey yapmadan dingin dingin oturmaktan keyif alın, kendinizden kaçmayın. İnanın o zaman yaptığınız işte çok daha başarılı olacaksınız.


Ebru GÖKTEKE




Bu Sayfayı Yazdır

Eklenme Tarihi : 2008-04-03 06:47:29
Değişiklik Tarihi : 2008-04-03 06:47:29
Okunma Sayısı : 1387
 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    
İkü Bu sitedeki çalışmaların tümü İstanbul Kültür Üniversitesi'nin bilimsel desteği ile gerçekleştirilmektedir... Tasarım ve Programlama Ejder Bilişim